The Sandman - ETA Hoffmann


Adı: The Sandman
Yazarı: ETA Hoffmann
Yayınevi: Penguin Classics
Sayfa Sayısı: 64
Goodreads Puanı: 3.71

Hikaye hakkında çok bir şey söyleyemeyeceğim çünkü son derece derinlikli bir eser ve ben konuya pek hakim değilim. Onun yerine biraz kendisiyle nasıl tanıştığımdan bahsetmek istiyorum. 

The Sandman, bu ay okuyup bitirmeyi başardığım ilk kitap, 50 sayfalık bir öykü. İlk olarak Neil Gaiman’ın yazarlığını yaptığı çizgi roman serisinde tanıştığım bir karakte olur kendisi aynı zamanda. ETA Hoffmann’ın öyküsüyle de bu dönem aldığım HUM 102 kodlu ders sayesinde tanıştım (ama ilginç bir şekilde kitabı çok daha önce satın almıştım).

Öykü, Sigmund Freud’un “uncanny” (sanırım Türkçeye ‘tekinsiz’ olarak çevriliyor, emin değilim) kavramı üzerine yazdığı bir metinde örnek olarak kullanılıyor. Ben de HUM 102 finaline çalışırken, “uncanny”i daha iyi anlamak için öyküyü okumanın iyi bir fikir olabileceğini düşünmüştüm. Kötü bir karar olduğunu söyleyebilirim. Sınavda hiç yardımcı olmadı.

Ama öyküyü okumuş oldum. Olan biteni bildiğim için beni pek şaşırtmadı, ama yine de gayet etkileyici bir öykü, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilerek okuyan kişi için bile. Gerçi öyküyü ilk önce okuyup, hakkında araştırmayı sonra yapmanızı öneriyorum. – Reading slump’tan kurtulabilirsem ben biraz daha araştıracağım mesela.

Öyküyle ilgili ne anlatsam diye düşünüyorum da bir türlü bir şeyler gelmiyor aklıma, aslında konuşmak istediğim, tartışmak istediğim çok şey, anlamadığım ve anlamak istediğim çok şey var. Onun yerine derste konuştuğumuz birkaç bağlantı bırakayım:

*Olympia, Blade Runner ve “uncanny”
*Gözler ve hadım edilme korkusu (bunu ASLA anlamadığım gerçeği var bi de. Anlayan biri varsa lütfen özele gelsin)
*İyi ve kötü baba ikiliği

Daha dağınık bir şeyler yazabilir miydim? Herhalde hayır. Yakın zamanda ETA Hoffmann’dan başka öykü okur muyum bilmiyorum, sanırım ilk önce The Sandman’i atlatmam gerekiyor. Bünyeden atmak lazım. 

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder