Yorum: Mükemmel Bir Son - French Oje


Adı: Mükemmel Bir Son
Yazarı: French Oje
Yayınevi Okuyan Us
Sayfa Sayısı: 200
Goodreads Puanı: -
Seri: -
Puanım: 🌟🌟🌟

Siz hiç bitmek bilmeyen bir ilişki yaşadınız mı?

Ayrılık kararından sonra bile kesilmeyen çağrılar geldi mi telefonunuza? "Özledim" diye başlayan mesajlar? Sürekli onun tarafından oyalandığınızı hissettiğiniz ama bir türlü kopamadığınız birileri oldu mu hayatınızda? Oturup kendinizi sorguladığınız, hatalarınızı bir bir masaya yatırdığınız, geçmişle hesaplaşıp kendinizi değiştirmeyi istediğiniz o tuhaf ilişkilerden biri yaktı mı hiç kalbinizi?

Genç ve başarılı tasarımcı Müge, tam da böyle bir ilişkinin çıkmaz sokağında buluyor kendisini. Bir türlü kopamadığı Volkan'dan uzaklaşıp gerçek aşkı bulma yolculuğuna çıkmak için cesur bir adım atıyor. Tek bir dileği var Müge'nin evrene yolladığı:

"Sadece evlenme teklifi alsam, evlenmesem bile okey'im. Yani sadece bir an olsun böylesine, ömürlük istendiğimi duyayım, yeter…"

Ve ardından evren bu dileği yerine getirmek için derhal harekete geçiyor.

Müge ve silip atamadığı Volkan… Müge ve karşısına ansızın çıkan o kibar yakışıklı: Orbay… Müge ve en güvenilir arkadaşlardan gelen beklenmedik ihanetler… Müge ve kendini değiştirmek için harcadığı onca çaba… Müge ve hep hayalini kurduğu 'mükemmel bir son'…

Bugüne dek Dizüstü Edebiyat serisinden çıkan kitaplarıyla okurları peşinden sürükleyen French Oje, kadınların iç dünyasına dair biriktirdiklerini Mükemmel Bir Son'da samimi bir karakterin dünyasına dönüştürüyor. French Oje, akıcı dili, kendine has üslubu, duygu ve düşünceleri yansıtmadaki içtenlikli tavrıyla günümüzün başarılı roman yazarlarından biri olduğunun sinyallerini veriyor.

"Birkaç saate okur bitiririm," diyerek başladığım ve araya İstanbul Kitap Fuarı'nın girmesiyle iki, hatta üç günümü alan bir kitap oldu Mükemmel Bir Son. İnsanların buradaki tepkilerinden, kitabın sonunda bir terslik olacağını biliyordum fakat böylesine bir şey beklemiyordum kesinlikle. Beni etkiledi mi? Çok değil açıkçası. Belki benim odunluğumdan, belki karakterlerle yeterince yakın ilişkiler kuramamamdan, belki de saatin 00.07 olmasından kaynaklıdır. 

French Oje'nin kaleminden bir kitabı ilk defa okuyorum çünkü Dizüstü Edebiyat pek bana göre olan bir tür değil. Yazarın anlatımı; sıcak kanlı, akıcı, yer yer eğlenceli ve çoğunlukla telefonda yakın bir arkadaşınızla konuşuyormuşsunuz gibi. Bazı yerlerde bu dağınıklık beni rahatsız etse de, sanırım kitabı bu kadar kolay okunur kılan yine bu anlatımıydı ve beklediğimden daha çok beğendim.
Akşama kadar nasıl dayandım bir ben biliyorum ama. Çünkü terapistim bana "Müge neden hazır asker? Neden hep müsait?" demişti. Ben de sabahın köründe görev bilinciyl enumarayı bulsam da göndermek için akşamı bekledim. Ama asıl yapmam gereken bu değildi, kendi işlerimi tamamen bitirdiğimde başkasının işlerine odaklanmaktı.
Müge, bazı anlarda kendime çok benzettiğim, bazı anlardaysa "Benden daha uzak olamaz," dediğim bir karakterdi ve kesinlikle benimkinden çok daha farklı bir hayat yaşıyordu. Çocuk yaşta terk edilmenin ne olduğunu öğrenmiş, sonrasında da bu bilgisinden asla kopamamış bir karakter kendisi. 

Her ne kadar yer yer kendime benzetsem de, kitap boyunca bir türlü benimseyemedim onu. Bunu kitabın tarzına bağlıyorum biraz ama. Karakter kitap boyunca o kadar çok kendinden bahsediyor ki, olayların anlatılmaktan çok gösterilmesini seven biri olarak ister istemez bütün olan bitenden biraz da olsa kopuyorum.
... huzurlu bir ilişki için, gerçek manada birine kendini vermek için, kalbini sonuna kadar açmak için etrafındakilerin sesini biraz kısmak gerekiyor. Aksi halde ilişkini birilerine beğendirmek, onaylarına sunmak, onay almadığında da adama onların gözünden bakıp, sana yaşattıklarını hiçe sayarak harcıyorsun. Sonunda da senden başka kimse mutsuz ve yalnız olmuyor.
Mükemmel Bir Son'u okuduğum için mutluyum, her ne kadar kitaba ayılıp bayılmasam da. Bazı kısımları eğlendirdi, bazı yerleri düşündürdü ve genel olarak farklı bir şeyler tadıyor olmanın zevkini verdi bana.
İnsanlar belki de en sevmedikleri kelimelerde saklıydı.
Eğer kitaba biraz bile ilgi duyuyorsanız veya okuyup okumama konusunda kararsızsanız, kitapçıda şöyle bir karıştırmanızı öneriyorum. Kitabı benim sevdiğimden daha çok sevmeniz çok mümkün, hele bu tarzın ve türün okuyucusuysanız, gerçekten bayılabilirsiniz. Ya da kendini sezdirmeyen, şaşırtıcı ve biraz da hüzünlü sonları seviyorsanız...

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder