Yorum: The V Girl - Mya Robarts



Adı: The V Girl
Yazarı: Mya Robarts
Yayınevi: V Institute Press
Sayfa Sayısı: 341
Goodreads Puanı: 4.01
Puanım: 1/5

TANITIM

ROMANCE SET IN A DYSTOPIAN FUTURE

In post-apocalyptic North America, sexual slavery is legal. Lila Velez desperately wants to lose her virginity before the troops visit her town and take it away by force. She makes plans to seduce her only friend. Lila does not love him, but he is the only man who has shown her true affection, an affection she is willing to take as a substitute for love.

Lila’s coping mechanism to deal with her mother’s loss is her secret. A secret that will bring her closer to Aleksey Fürst, a foreign, broody man who she distrusts because of his links to the troops and his rough, yet irresistible appearance. He offers Lila an alternative to her plans, a possibility that terrifies her…and tempts her in spite of herself.

With threats looming at every turn and no way to escape, Lila fears that falling in love will only lead to more heartache. The consequences of laying down her arms for Aleksey and welcoming hope might destroy more than her heart. They might force her to face the worst of her nightmares becoming a reality. Is love possible in a world that has forgotten what the human touch is?

YORUM

Ya birçok insan aslında sevebilir. Ben de fikri sevdim. Yazarın yapmaya, göstermeye çalıştığı şey hoştu. Ama ben bunun yapılış şeklini sevemedim, öyle olunca da fikir bence satır aralarından aşağı düştü. Anlattığı şeyi anlatmak için sekse ve tecavüze bu denli odaklı bir distopyaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Mesaj bence aşırı grafik seks sahnelerinin gölgesinde kalıyor.

Yok “the human touch” yok kız karakterimizin “ben tanımadığım biriyle sevişemem” inadı. Belki yazar bunları ciddi ciddi yazmaya çalışmıştır ama ben daha çok okuyucuyu kandırmaya çalışıyormuş gibi hissettim. “Bu gerçekten de bir coming-of-age hikayesi, bir erotika değil” demeye çalışıyor gibiydi. Yani kitaba başlarken içinde cinsellik olacağının farkındaydım, olmaması gerekirdi de demiyorum, ama bence kızın arayışı, yazarın onu içine koyduğu bu dünyada, fazlasıyla yüzeysel kalmış.

Kitapta beni rahatsız eden tonla şey vardı. Birincisinden yukarıda çok genel bir şeykilde bahsetmeye çalıştım. İkincisi, yazarın kurmaya çalıştığı ama her aşamasında beni güldürmekten öteye geçemeyen, asla ciddiye alamadığım “aşk” üçgeni. Burada aşk kelimesini bayağı geniş bir anlamda kullanıyorum. “Kızımız şimdi ne yapacak?” sorusunun olası çekiciliği üzerine kurulmuş, kitap boyunca Aleksey’in ne kadar da “sahiplenici” olduğunu göstermekten başka bir işlevi olmayan basit bir durumdu. Sonu bence en başından belliydi de neyse bir şey demiyorum. 😫

Üçüncüsü biraz spoiler sayılabilir, ondan: Kitabın ortalarına doğru bir seks sahnesi var. Bu noktaya kadar “cinsel gerilim” o kadar artmış ki, artık okuyucunun kafasına “sevişecekler de rahatlayacaklar umarım” gibi bir düşünce var. Ya da benim kafamda var. Okuyucu benim. Neyse. Sevişiyorlar. Bir bölüm boyunca bir seks sahnesi okuyoruz. 


Sonra yazar ne yapsa beğenirsiniz? “Ehe rüyaydı.” Sonra bunun bir rüya olmasına kendince açıklama getirmiş ama, açıkçası ben daha çok yazar karakterleri artış seviştirmek istemiş de, daha asıl sevişme sahnesine daha çok olduğu için, o enerjiyi bu şekilde atmak istemiş gibi geldi. 😪

Dördüncüsü, TCR. Şimdi bu bir “distopya” olduğu için, elbette bir yerlerde bir “direniş grubu” olacak. Bu kitaptaki direniş grubumuzun adı da TCR. Açılımını hatırlamıyorum bile, o kadar önemsizler. Kızın Rey’le yakın olması ve hayatında biraz “aksiyon” bulunması için konulmuş gibiler. Hiçbir işe yaramıyorlar. Tek işlevleri askercilik oynamak ve başarısız görevler yönetmek. Şimdi, “gidin bir Açlık Oyunları başarın, korkunç yönetimi devirin, her yere barış getirin” demiyorum ama madem bir direniş grubusunuz, bari bir olayınız olsun.

Grubun “lideri” 21 yaşındaki Rey. Ama grupta ondan daha tecrübeli ve büyükler de var. Neden lider Rey? Bu asla açıklanmıyor.

Beşincisi, Rey. Tamamen Rey karakteri. Ben bundan daha kararsız, daha dengesiz, daha ne istediğini bilmeyen biri daha görmedim uzun süredir kitaplarda. Gerçek hayatta var tabii ama oraya hiç girmeyelim. 😂 Bunun detayına girmeyeceğim, çünkü spoiler, ama bıktırdı Rey beni hayattan.

Daha fazla devam edemeyeceğim. Yazdıkça sinirleniyorum. Onun yerine burada kısa keseceğim. Unutmadan, bu yazdıklarımın hepsi benim görüşüm olduğu için bir başkası benim beğenmediğim noktaları çok sevebilir. Ya da eğer kitaptan çok bir şey beklemezseniz eğlenebilirsiniz. Sadece ben sevmedim, bu yüzden sevmedim, saygılar.

Not: Aleksey’in yazdığı erotik aşk şiirlerini, “c.n.” kısaltmasıyla imzalaması bence tamamen şovdu. Yazar nasıl drama yaratacağını bilememiş de bunu koymuş gibi geldi bana. Kim neden fetişinin kısaltmasıyla şiir yazsın ki? Dünyada takma isim mi kalmadı?

Bu da bonus:
 

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder