Yorum: Artemis - Andy Weir


Adı: Artemis
Yazarı: Andy Weir
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 368
Goodreads Puanı: 3.68
Puanım: 3/5

TANITIM

Jazz Bashara hiçbir zaman kahramanlık peşinde koşmamıştı. Tek isteği zengin olmaktı.

Artemis… Ay'daki tek şehir. Eğer çok zengin değilsen ya da bir turist olarak ziyaret etmiyorsan Ay ve Artemis, tabiri caizse "zalim bir sevgilidir". Haliyle hayatta kalmak için ufak tefek kaçakçılıklar yapmak pek de beklenmedik bir şey değil. Özellikle de çok borcun varsa ve alın terin bu borçları kapamaya yetmiyorsa.

Ek iş olarak kaçakçılık yapan Jazz'in hayatı da karşısına reddedemeyeceği bir teklif çıkınca tamamen değişir. Küçük bir kaçakçı olarak kalkıştığı bu büyük sabotaj boyunu aşacak ve beklediğinin de ötesinde Jazz, tüm Artemis'in kontrolünü ele geçirmeyi ilgilendiren bir komplonun ortasında bulacaktır kendini. Bundan sonra alması gereken risk, işe ilk girdiği zamankinden çok daha büyüktür.

Andy Weir, Marslı’da gösterdiği mühendislik, bilim ve teknoloji bilgisini Artemis’te de sergileyip yine fazlasıyla gerçekçi bir gelecek öngörüyor.

YORUM

Öncelikle, Artemis’i okumaya başladığım hafta sık yaptığım paylaşımları kaçırmışsınızdır belki diye, küçük bir hatırlatma: Marslı’yı okumadığım için iki kitabı karşılaştırmam mümkün değil. Bunu aradan çıkarttığımıza göre kitaba geçebilirim.

And Weir’in kalemine dair bildiğim tek şey dilinin esprili olduğuydu, onun dışında pek bir beklentim yoktu Artemis’ten. Aldığım genel duyum, Marslı’nın daha iyi olduğu ama Artemis’in de epey keyifli ilerlediği yönündeydi.

Az çok katılıyorum bu düşünceye. Artemis keyifli bir kitap.

Ana karakterimiz Jazz Bashara, Ay’da büyümüş ve günlerini kargo teslimatı (ve kaçakçılık) yaparak geçiriyor. Günün birinde müşterilerinden iş adamı Trond Landvik ona “reddedemeyceği” bir teklif yapıyor ve işler bu noktada karışmaya başlıyor. Bu noktaya kadar kitapta pek bir şey olmuyor ama bundan sonra aklınıza gelebilecek her türlü sıkıntı Jazz’in başına geliyor. Sık sık kendimi “Yok artık, daha neler,” derken buldum açıkçası. Bir yere kadar epey komik ve eğlenceli olan bu durum, kitabın sonlarına doğru biraz sıktı ve şaşırtmayı bıraktı, ama oraya kadar güzel gidiyordu.

Aslında ben Artemis’i okumaya 26 Şubat’ta başlamıştım ve bayağı da hızlı ilerliyordum kitapta, kaldı ki o sıralar derslerim epey yoğunlaşmıştı. Sonra mart başı gibi, ne olduğunu gerçekten bilmiyorum ama, birden kitaba elim gitmemeye başladı. Bir de geriye 100 sayfa bir şey kalmıştı, birkaç saat otursam başına bitecekti yani. Yok. Bir türlü okuyamadım. Ancak bugün elime alabildim kitabı, onu da, “Artık okuyayım da bitsin,” düşüncesiyle. Neden böyle olduğunu, dediğim gibi, bilmiyorum. O yüzden kitabın ilk 200 sayfasıyla son 100 sayfası arasında bir 20 gün var bende. Olaylardan kopmam işten bile değil.

Jazz genel olarak sevdiğim bir karakterdi. Birçok insanın aksine kitaptaki küfürden, bel altı esprilerden ya da argodan rahatsız olmadım, hatta birçok yerde komik buldum. Jazz’in insanı hayrete düşüren bir zekası var ve şahsen ben, Jazz’in neden bundan rahatsız olduğunu merak ettim. Elini hangi işe atsa çok kısa sürede çözebiliyor ve bayağı ilginç (çoğu zaman işleyen ama işlemediğinde herkesi mahveden) planlar kurabiliyor. Kesin rahatsızlığının bir sebebi vardır ve işlenseydi daha farklı, güzel bir tat verebilirdi bence (kitapta vardıysa ve kaçırdıysam affola).

Aydaki ekonomik sistem, sanırım kitapta en çok değinilen ikinci şeydi (aydaki teknik şeylerin nasıl çalıştığının açıklamalarından sonra). Açıkçası ben ekonomiye ilgisi olan biri değilim, ondan detaylıca bahsedemeyeceğim, ama bana epey detaylı ve gerçekçi geldi. Sanırım kitapla ilgili en çok sevdiğim şey bu tarz detayların ince ince düşünülmüş olmasıydı.

Kitap, kurgusu ve üslubu nedeniyle karakter ilişkilerinde biraz yüzeysel kalmıştı bence. Karakterler arası ilişkilerin detaylarını öğrendiğimizde bile onlarla bir bağ kurmuş gibi hissetmedim, bir yakınlık yoktu. Karakterler biraz daha derinlikli olsa daha çok sevebilirdim sanırım. Üslubu sadeydi, Andy Weir’in cümlelerinde bir karışıklık hiç yoktu. Her şey net ve anlaşılırdı. Bu da kitabı epey akıcı yapıyordu.

Sonuç olarak, Artemis, akıcı, keyifli, hızlı okunan bir kitap. Biraz kafa dağıtmak, güzel zaman geçirmek, hafif bir şeyler okumak için okunabilir. En azından ben öyle okudum. 

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder