Yorum: Pestilence (The Four Horsemen, #1) - Laura Thalassa


Adı: Pestilence
Yazarı: Laura Thalassa
Yayınevi: -
Sayfa Sayısı: 382
Goodreads Puanı: 4.17
Puanım: 1/5

TANITIM

They came to earth—Pestilence, War, Famine, Death—four horsemen riding their screaming steeds, racing to the corners of the world. Four horsemen with the power to destroy all of humanity. They came to earth, and they came to end us all. 

When Pestilence comes for Sara Burn’s town, one thing is certain: everyone she knows and loves is marked for death. Unless, of course, the angelic-looking horseman is stopped, which is exactly what Sara has in mind when she shoots the unholy beast off his steed.

Too bad no one told her Pestilence can’t be killed. 

Now the horseman, very much alive and very pissed off, has taken her prisoner, and he’s eager to make her suffer. Only, the longer she’s with him, the more uncertain she is about his true feelings towards her … and hers towards him. 

And now, well, Sara might still be able to save the world, but in order to do so, she'll have to sacrifice her heart in the process.

YORUM

Sessizce bir yıldız verip köşeme çekilmek vardı tabii ama... şu rezilliğe bakar mısınız ya?

Kitabın ilk çeyreği şundan ibaret:


"Why am I here?" I ask.
"I won't let you die."

Again, I don't know whether him saving me is a kindness or a curse.
It's obviously a curse, you dumb bimbo. He ain't saving you to romance your ass.

Someone saw me topless. My eyes slide to Pestilence, who's staring at me passively.
It was probably him, which means that he's now seen both my vagina and my boobs.
Ugh. Why me?

I'm wearing mom jeans, a.k.a., the minivans of the pants world. I most definitely didn't dress myself in these.
Which means...
Ugh.
Horseman saw my lady goods again. 
"Take your bath, human, or don't, but I'm not leaving this room without you."
I seriously consider forgoing the bath. I'm no prude, but I'm not exactly thrilled to by showing the goods to the creature that's trying to end civilization either.


Kitabın olayı kısaca şu: Dünyanın sonu gelmiş. Mahşerin dört atlısından "Veba", çoğunlukla Amerika-Kanada'da gezerek sırayla şehirlere yayılıyor ve insanlar patır patır düşüyor. Günlerden bir gün, ana karakterimiz Sara, itfaiyeci arkadaşlarıyla "kim geride kalıp Pestilence'ı öldürmeye çalışacak?" oynuyor, kısa çöpü Sara çekince iş ona kalıyor. Sara, Pestilence'ı önce silahla vuruyor, sonra atlı ölmeyince onu canlı canlı yakıyor. Ama şaşırtıcı olmayan (ve Sara'nın şaşırdığı bir şekilde) Pestilence ölümsüz, o yüzden yeniden canlanıyor ve Sara'yı "esir" alıyor.

Kitap boyunca, "I intend to make you suffer," cümlesini her gördüğümde kenara biraz para ayırsaydım şimdiye bundan daha güzel kitaplar satın alacak parayı biriktirmiştim. Hem de en az on kere.

İlk 70-100 sayfayı, konu ilgimi çektiği için, kitabın güzel olabileceği düşüncesiyle okudum. Ama herkesin bir sabrı vardır, benimki de açıkçası bu kitapta epey hızlı tükendi. Dünyanın sonu gelmek üzere, kız (yukarıda gördüğünüz üzere) hala "ay Pestilence memelerimi gördü" kafasında. İşin komik tarafı, kitabın o noktasında Pestilence'ın o kadar umurunda değil ki, bu kadar olabilir. Neden kendi kendine bu kadar havaya girersin ki. (Keşke kitapla tek derdim bu olsa.)

Kitapta sevdiğim üç-beş sahne vardı galiba. Epey de akıcıydı. Ama akıcılık pek bir şey değil bence.

Neyse, ilk 100 sayfanın ardından kitaba sadece ve sadece, "Yazar bunu bir aşk hikayesine çevirmeyi nasıl başaracak?" sorusunun cevabını görmek için okudum. Pek tatmin edici değildi doğrusu. Ha, "ilişkilerinin" yavaş ilerlemesini tuttum, ama geri kalan hiçbir şeyi beğenmediğim için bunu da bir artı puan olarak yazamıyorum galiba. Çok kötüydü be.

Pestilence kızın ağzına sıçtı. Kıza yapmadığı işkence kalmadı, kız en az 3 kere ölümün kıyısına geldi, ama yok. Daha "abusive" bir ilişkileri olabilir miydi acaba? - Yani şeyi de anlıyorum, sonuçta bu Veba. Dört atlıdan biri. AMA YİNE DE. Bak yine sinirlendim.

Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki, hatırlayamıyorum bile. IH.

Sevmediğim şeyler listesi: 
- pestilence 
- sara burns 
- bu ikisinin ilişkisi 
- kitapta olan biten hER ŞEY 
- şaka yapmıyorum, her şey 
- vazgeçtim, sevdiğim 3-5 sahne yoktu 
- kitabın sonu 
çünkü pestilence ve sara'nın "aşkı" neden insanları bir araç olarak kullanıyor 
- kitabın dili 

 Ay anlatım dili beni mahvetti. Yazar esprili ve eğlenceli olmaya çalışmış ama ben sadece itici buldum. Sara'nın içinden geçirdiği yerli yersiz şakalar beni sıkıntıdan öldürdü.

Daha fazla konuşmak istemiyorum. Neden kendime bunu yaptığımı da çözebilmiş değilim açıkçası. Okumasam HİÇBİR ŞEY kaybetmezdim, hatta bu kitabı okumaya harcadığım zamanı başka bir şey için kullanabilirdim. Pff.

Bu kitabı aklımdan silebiliyor muyum ya?

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder