14 Nisan 2016 Perşembe

Yorum: Anne & Henry - Dawn Ius

Adı: Anne & Henry
Yazarı: Dawn Ius
Yayınevi: Simon Pulse
Goodreads Puanı: 3.12
Sayfa Sayısı: 305
Seri: -
Puanım: 1/5

In this wonderfully creative retelling of the infamous—and torrid—love affair between Anne Boleyn and King Henry VIII, history collides with the present when a sizzling romance ignites in a modern-day high school.
Henry Tudor’s life has been mapped out since the day he was born: student body president, valedictorian, Harvard Law School, and a stunning political career just like his father’s. But ever since the death of his brother, the pressure for Henry to be perfect has doubled. And now he’s trapped: forbidden from pursuing a life as an artist or dating any girl who isn’t Tudor-approved.

Then Anne Boleyn crashes into his life.

Wild, brash, and outspoken, Anne is everything Henry isn’t allowed to be—or want. But soon Anne is all he can think about. His mother, his friends, and even his girlfriend warn him away, but his desire for Anne consumes him.

Henry is willing to do anything to be with her, but once they’re together, will their romance destroy them both?

Inspired by the true story of Anne Boleyn and King Henry VIII, Anne & Henry beautifully reimagines the intensity, love, and betrayal between one of the most infamous couples of all time.

Bana pek hitap etmediğini düşündüğüm halde oturup bir kitabı okursam böyle olur tabii... Buna başlamamın tek nedeni, asıl okumakta olduğum kitaba biraz ara verip daha gençlere yönelik bir şeyler okumaya duyduğum istekti. Kısa görünüyordu, o yüzden hızlı bir şekilde okuyup bitirebilir, diğer kitaba da kaldığım yerden devam edebilirdim. Biraz da eğlenmiş olacağımı umuyordum. (Çok değil, sadece biraz çünkü dediğim gibi, bana çok hitap ettiğini düşünmüyordum.)

En azından kısa olması nedeniyle hızlı okuyacağım düşüncemde haklı çıktım. Kitaba başlamamın ardından birkaç saatte bitti. (Tamam bu, belki bazı paragrafları "Bit artık!" diye hızlı hızlı geçmemden de olabilir, ama yine de; hızlı bittiği bir gerçek.) Dilinde bir sıkıntı yoktu ve kitabın ortalarına doğru sahip olduğum az ilgiyi de kaybetmemiş olsaydım, belki kitabı sevebilirdim bile. Fakat akıcı dili bile bu kitabı benim için kurtaramadı.

Kitap, Anne Boleyn ile Henry Tudor arasındaki ilişkiyi, bir genç kurgu atmosferinde anlatıyor. Yani Henry Tudor, Harvard'a gitmeyi hedefleyen ve geleceğinde senatör olması için üzerinde büyük baskılar iken Anne de, Henry'nin gittiği özel okula üvey babası sayesinde alınan yeni kız. Açıkçası bu tarihsel hikayeyi doğru düzgün bildiğimi söyleyemem (sonunun kötü bittiği dışında) fakat kitabın tarihteki bir olayı değiştirip anlattığını bilmesem herhangi bir gençlik kitabından bir farkı olduğunu iddia edemem.

Kitabın ortalarına doğru o kadar sıkıldım ki, bir noktada okumayı bırakmayı düşünüyordum fakat dedim ki: Ezgi, ortasına kadar geldin, sonuna da gelebilirsin. Dayan! 

Ve sonuna da geldim gördüğünüz gibi. Kitabın son birkaç sayfası, tüm kitap boyunca eksik olan heyecandan izler taşıyordu ama çok büyük bir durum değildi. Bu tarz gençlik kitaplarında genelde bir şeyler hissetmeyi ararsınız ve bu kitap bana o kadar az şey hissettirdi ki, hissettirmedi bile denebilir. Gerçekten. Şimdi aradan birkaç saat geçtikten sonra bakıyorum da, kitabın aklımda bıraktığı tek izlenim ne kadar sıkıldığım sanırım.

0 yorum:

Yorum Gönder

http://athenaninguncesi.blogspot.com.tr/ Kunai