Yorum: Alcatraz Kötü Kütüphanecilere Karşı (Alcatraz, #1) - Brandon Sanderson


Adı: Alcatraz Kötü Kütüphanecilere Karşı
Orijinal Adı: Alcatraz versus the Evil Librarians
Yazarı: Brandon Sanderson
Yayınevi: Akıl Çelen Kitaplar
Sayfa Sayısı: 220
Seri: Alcatraz #1 
Puanım: 4/5

TANITIM

Öksüz bir çocuk olan Alcatraz Smedry, on üçüncü doğum gününde beklenmedik bir hediye alır. Postayla gelen paketin içinden bir torba kum çıkmıştır ve bu kum, ebeveynlerinden kalan yegâne mirastır! 

Alcatraz bunun tuhaf bir hediye değil son derece değerli bir şey olduğunu kısa zamanda öğrenecektir, zira gerçekleri gizleyip yanlış bilgiler yayarak dünyaya hâkim olmayı planlayan Kötü Kütüphaneciler, çoktan kumların peşine düşmüştür!

Alcatraz onlara mani olmak zorunda ve bu zorlu mücadeleden başarıyla çıkmak için elinde tek bir silah var: Bir şeyleri bozmakla ilgili inanılmaz yeteneği!

YORUM

Brandon Sanderson yine yapmış yapacağını. Alcatraz serisi, bildiğiniz üzere (bilmiyorsanız da şimdi öğrenmiş olun), bir çocuk serisi. Yayınevi tahminen diğer kitaplarla yan yana dizilince güzel dursun diye böyle büyük basmış, çünkü yazıları epey büyük ve kendisi de kıyasla kısa (sadece 220 sayfa). Bir çocuk kitabı olduğu için de Brandon Sanderson’ın diğer kitaplarıyla kıyaslamak oldukça gereksiz olacaktır.

Kitabı okumam bayağı kısa sürdü, hem akıcılığı hem de yukarıda bahsettiklerim nedeniyle. Yer yer sesli olarak güldüm, yer yer “Keşke 8-10 yaşlarındayken bu kitabı okuma şansı bulsadım,” diye iç geçirdim. Sanderson’ın espri anlayışının kitaba bürünmüş hali gibi bir şeydi bu kitap. Daha küçükken okusaydım kesinlikle favori kitaplarım arasına girerdi.

Sadece komik olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukları düşünmeye, sorgulamaya, onlara söylenenleri olduğu gibi kabullenmemeye itiyor. Kitapta dünya ikiye bölünmüş: Özgür Krallıklar ve Suskun Diyarlar. Biz “Kütüphencilerin” yönettiği Suskun Diyarlar’da yaşıyoruz ve Kütüphaneciler kötü oldukları için, bizi cahil tutuyorlar ve aslında dünya hakkında bildiğimiz her şey yanlış. Alcatraz da sık sık dünya hakkında bildiği şeyleri sorgulamak, tekrar düşünmek, yeni bilgileri kabul etmek zorunda kalıyor.

Ayrıca, bir yerde, Plato’nun mağara alegorisi geçiyordu. Tamamı değil elbette ama bu kitabın hedef kitlesini düşününce, hem şaşırdım hem de heyecanlandım. Benim çocukken okuduğum kitaplarda böyle şeyler olduğunu pek hatırlamıyorum doğrusu ve bence çocuklara felsefe merakı aşılamak için gerçekten harika bir yol. Araya bir limonlu kek bile sıkıştırmış (tatlı severler için).

Alcatraz sık sık kitabı “yazdığını” okuyucuya hatırlatıyor ve bir kitap yazmak hakkında yorumlarda bulunuyor. Bu, okuyucuya, okuduğunun sonradan “kaleme alınmış” bir eser olduğunu fark ettirmenin bence güzel bir yolu. – yine çocukları düşünerek söylüyorum tabii ki. Yazarlar neyi nasıl yazar, neden bölüm sonlarını heyecanlı bitirirler, neden okur karakterleri daha aptal bulur gibi soruları ele almış ve bunları gayet esprili ve keyifli bir dille yanıtlamış.

Çocuklardan çok bahsettim, biraz da bizlerden bahsedeyim. Kitaptaki bazı esprileri babama okudum, o da epey keyifli buldu. Benim zaten Brandon Sanderson aşkımı bilmeyen yoktur herhalde, bu sanırım ondan okuduğum 11. kitap falan. (Emin değilim, saymadım, ama bu civarlarda olması gerek.) Bilmesem yine Brandon yazmış diyebilirim, stili bariz ortada ve çok basit fikirleri alıp son derece ilginç bir şekilde işlemesine gerçekten bayılıyorum. 

İkinci kitaba da bu ay (eğer finallere çalışmaktan zaman kalırsa) geçmeyi çok istiyorum. Brandon Sanderson okumak isteyen ama yetişkinlere yönelik kitapları yüzünden gözü korkan, “nereden başlasam bilmiyorum” diyen ve çocuk kitaplarını sevenlere başlangıç kitabı olarak önerimdir. Yer yer biraz sıkıcı hale gelebiliyor ama yine de son derece hızlı bir şekilde bitireceğinizi düşünüyorum.

Unutmadan: kitapta Bastille adında 13 yaşında bir şövalye kız var ve kendisine bayıldım. Gerçekten harika bir karakter ve ilerleyen kitaplarda hakkında neler öğreneceğimizi bayağı merak ediyorum. 

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

2 yorum:

  1. Kitabın ismi bile ben Brandon Sanderson kitabıyım diyor aslında. En azından ben kitaptan haberdar değilken ismini öğrendiğimde böyle düşünmüştüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum. Böyle isimler bana da hep Sanderson'ı çağrıştırıyor.

      Sil