28 Mayıs 2016 Cumartesi

Adı: Dorothy Must Die
Yazarı: Danielle Paige
Yayınevi: HarperCollins
Sayfa Sayısı: 432
Goodreads Puanı: 3.86
Seri: Dorothy Must Die #1
Format: eKitap
Puanım: 4/5

I didn't ask for any of this. I didn't ask to be some kind of hero.

But when your whole life gets swept up by a tornado—taking you with it—you have no choice but to go along, you know?

Sure, I've read the books. I've seen the movies. I know the song about the rainbow and the happy little blue birds. But I never expected Oz to look like this. To be a place where Good Witches can't be trusted, Wicked Witches may just be the good guys, and winged monkeys can be executed for acts of rebellion. There's still the yellow brick road, though—but even that's crumbling.

What happened? Dorothy.

They say she found a way to come back to Oz. They say she seized power and the power went to her head. And now no one is safe.

My name is Amy Gumm—and I'm the other girl from Kansas.

I've been recruited by the Revolutionary Order of the Wicked, and I've been given a mission:

REMOVE
The Tin Woodman's heart,

STEAL
The Scarecrow's brain,

TAKE
The Lion's courage,

And then—

DOROTHY MUST DIE.

Yayın haklarının alındığını duyduğumdan beri kendimi "Çevrilsin, öyle okuyayım," diye geride tutuyordum fakat en sonunda dün bundan vazgeçtim çünkü malum, çevrilmesini beklediğimiz çoğu kitap yıllar yıllar sonra basılıyor. Başladığım gibi bitirdim, diyebileceğim romanlar arasına oturdu tüm ihtişamıyla Dorothy Must Die. 

 Orijinal hikayeyi o kadar iyi bilen birisi değilim fakat kitabı okurken bir kere bile oturup "Şu kimdi?" ya da "Bunun başına ne gelmişti?" gibi sorular sormadım kendime. Danielle Paige, hikayeye uzak olan okuyucuları için gerekli açıklamaları yeterince yapmıştı bence. Yaşadığım tek kafa karışıklığı, ana karakterimiz Amy'nin de sık sık yaşadığı kafa karışıklığıydı. 

Önce konusundan biraz bahsedeyim: 

 Amy, tıpkı Dorothy gibi Kansas'ta yaşayan 16 yaşındaki bir genç kızdır ve bir gün, yaşadığı yer olan Flat Hill'e vuran bir kasırga nedeniyle kendisini Oz'da bulur. Amy, Dorothy'nin hikayesini biliyordur fakat kendini bulduğu Oz, kitapta anlatılan ve dünyaca bilenen Oz'a benzememektedir. Oz, anlatılan halinin daha çarpık, daha kötücül bir versiyonu gibidir. Amy, kısa bir süre içinde, bazı gelişmeler nedeniyle kendini Dorothy'yi öldürmek üzere hazırlanırken bulur çünkü Oz'un bu hale gelmesinin nedeni Dorothy'dir ve Oz'u kurtarmak istiyorlarsa, Dorothy ölmelidir.* 

Eh, karakter kendini hakkında bildikleri yalan olan bir dünyada, güvenilmez insanlar arasında bulduğu için aklı, doğal olarak bayağı karışmış durumda. Herkes sık sık ona "Kimseye güvenme. Bana bile. Sadece kendine güven," uyarıları yapıyor. Kafasının karışmış olması çok doğal. Bir yandan olup biteni kavramaya çalışırken öbür yandan ondan bekleneni yapmak için elinden geleni ardına koyuyor. FAKAT KAFASI HALA ÇOK KARIŞIK. 

Çünkü aslında kimse ona bir şeyleri tam olarak anlatmıyor ve o da bundan çok rahatsız oluyor, doğal olarak ve ben de çok rahatsız oldum. (İnsan gerçekleştirecekleri planı anlatır, değil mi? Ama YOK. Niye anlatsınlar ki? Ne gerek var canım?!

Ben Amy karakterini çok sevdim çünkü öncelikle, sürekli insanlara iğneleyici laflar etti ve bir noktada kendisinin de söylediği üzere, çenesini hayatı pahasına bile kapatamadı. Ben bu tür karakterleri nedense daha doğal, daha içten buluyorum. (Kitaplarda yani.) Eğlenceli oluyorlar ve bence Amy gibi, sürekli kafası karıştırılan bir karakterin ihtiyacı olan şey tam da bu çünkü aksi takdirde insanların verdiği yanıtların aslında pek de yanıt olmadığını nasıl söylerdi? 

Amy doğru olduğu düşündüğü şeyin peşinden gidiyor, sonuçları ne kadar ağır olursa olsun iyi olduğunu inandığını yapıyordu ve bence bazı yerlerde salakça davrandıysa da, oldukça cesur bir karakterdi.

Ayrıca, kitapta aşkın A'sından pek bahsedemiyor oluşumuz çok hoşuma gitti. Genç yetişkin kitapların çok büyük bir bölümü, aşk olmazsa olmaz kafasında, yeri gelse de gelmese de kitaba bir aşıklık, bir sevgililik durumu sıkıştırma ihtiyacı görüyorlar FAKAT Dorothy Must Die bence böyle bir hataya düşmüyordu. 

"That will never happen again," he began. 
My stomach dropped. Was it that awful? I wondered. 
"But it would be too bad if it didn't happen once," he finished. 

Tamam, kitapta hiçbir şey yoktu diyemeyiz ama olan biten aksiyonla kıyasladığımız zaman, %5'lik bir dilimi belki kaplıyordur! Ki bence bu olması gerekendi çünkü Amy ve Nox arasındaki çekimi göremedim. Bence o ikili arasında gelişen sahneler oldukça zorlamaydı ve gelecek vaat etmiyordu.

Gerçi ben Nox karakterini de pek sevemedim ya, neyse. Amy'i ne kadar canlı ve gerçek ve samimi bulduysam, Nox da o kadar ruhsuz ve sahte ve sıkıcıydı bence. Kabul, zor bir geçmişi olmuş ve kelimenin tam anlamıyla, olduğu kişi olması için yetiştirilmiş ama hikayesi, ona sempati duymamı sağlamadı pek. 

Bir de, aşağıdaki repliğin sonradan tekrar gündeme gelmemiş olması büyük bir hayal kırıklığıydı:

"Go ahead. Just try and hide from me. But I'm warning you--I could find you anywhere." 

Ayrıca, kitapların isimlerinin kitaplarda cümle olarak geçmelerini ne kadar sevdiğimi söylemiş miydim? Mesela, Dorothy Must Die bir yerlerde geçiyordu ve yazar bununla sınırlı kalmayıp, ikinci kitaba bile gönderme yapmıştı: 

"My fellow Ozians--in times like these, the Wicked will rise!" 

Kitaptaki "iyi/kötü" yani "Good/Wicked" çatışması çok hoşuma gitti: Amy'nin aklındaki fikirlerin, kavramlara ve sıfatlara yüklediği anlamların bir bir kırılması ve sonra Amy'i sorgularken bırakması ama en çok da bir karakterin aynı anda hem Good hem de Wicked olabilmesi ya da bütün o "Good is Wicked, Wicked is Good" muhabbeti... 

Ama itiraf edeyim, klişe seven yanım bütün bu Oz'u kurtarma macerasından sonra Amy'nin eve dönmesi durumunda, küçüklükten beri kavgalı olduğu kız Madison Pendleton'la arasında geçebilecek bir konuşmayı okumak istiyor. Evet, bütün beklentisi bu. (Arakçı ayıp sana.) 

* Bakınız: Dorothy Must Die

0 yorum:

Yorum Gönder

http://athenaninguncesi.blogspot.com.tr/ Kunai