27 Mayıs 2016 Cuma

Adı: Andrew Brawley'nin Sıradışı Hikayesi
Orijinal Adı: Five Stages of Andrew Brawley
Yazarı: Shaun David Hutchingson
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 344
Goodreads Puanı: 4.04
Format: Citli
Puanım: 4/5

Her şeyini kaybetmiş bir çocuğun, umudu hastane koridorlarında kovalamasının yürek burkan ama aynı zamanda umut vadeden sıcacık hikâyesi. Andrew Brawley, ailesinin geri kalanı gibi o gece ölmüş olmalıydı. Anne ve babası ölmüştü, kız kardeşi de ama kendisi kurtulmuştu. Şimdi hastanede yaşıyor, kafeteryada çalışıyor, hemşirelerle takılıp kimsenin kullanmadığı malzeme dolaplarında uyuyor. O, neredeyse görünmez, geçmişinden, suçluluk duygusundan ve onu bulmaya çalışanlardan saklanıyor. Bir tek, yarattığı süper kahraman Hasta F'nin dünyasında teselli bulabiliyor. Sonra bir gün hastaneye vücudunun yarısı, nefret dolu sınıf arkadaşları tarafından yakılmış bir çocuk geliyor. Onun acısı Drew'yu adeta çekiyor, onda umudu, mutluluğu görüyor. Hastanenin ötesinde, acı dolu geçmişlerinden uzak bir geleceği.

Ancak Drew hayatın asla bu kadar kolay olmadığını biliyor, kurtuluş için önce ölümle yüzleşmesi ve yaptıklarının bedelini ödemesi, nasıl biri olduğu gerçeğini açıklayarak geleceğe dair tüm şansını riske atması gerekiyor…
Birkaç gündür Andrew Brawley'nin Sıradışı Hikayesi'ni nasıl yorumlayacağımı düşünüyorum çünkü Andrew'un hikayesi bence gerçekten de sıradışı

Kitaptan biraz bahsetmek gerekirse, Andrew Brawley bir hastanede yaşıyor, yaşadığı hastanenin kafeteryasında çalışıyor ve aynı zamanda ana karakterinin adını Hasta F koyduğu bir çizgi roman üzerinde çalışıyor. Günlerden bir gün hastaneye, gittiği bir partideki gençler tarafından ateşe verilen bir çocuk geliyor ve kitabımız burada başlıyor.

Bana bu kitabı merak ettiren birkaç unsur vardı: 
➤ Eren'in yorumu: "Andrew'yla tanışın. Görüp görebileceğiniz en kibar, en cana yakın ve eğer yapabilecek olsa tüm dünyayı kurtarmak için kendi hayatından vazgeçebilecek kadar muhteşem bir karakter. Keşke hepimiz dünyaya onun gözünden bakabilsek. Belki o zaman, en büyük mutlulukların aslında küçücük şeylerde saklı olduğunu görebilirdik. ..." 
➤ Andrew'un çizdiği çizgiromandan sayfaların kitapta olması. 
➤ Kitabın LGBT temalı olması. 

Kitabı okurken, ister istemez kendimi sürekli Andrew karakterini analiz etmeye çalışırken buldum; bir yandan onu tanımaya çalışıyor, bir yandan da Eren'in yorumunda anlattığı Andrew'u görmeye çalışıyordum yani. Fakat, üzülerek söylemeliyim ki, benim bu karakterde gördüklerimle Eren'inkiler pek uyuşmadı sanırım. Ha, evet, Andrew cana yakın ve kibar bir karakter ama benim için ön planda olan özellikleri bu değildi. 

Arkadaşları Lexi ve Trevor için yaptığı şeyleri okurken içim ısındı ve kendimi gülümserken buldum, onlar için bunca zahmete katlanması ve onların mutluluğu için bu kadar çabalaması çok hoşuma gitti. Ama Andrew hep kendisini dışarıda tutma çabasındaydı ve bu benim rahatsız etti. (Kitaptan değil, karakterin içinde olduğu psikolojiden rahatsız olum.) Suçluluk onu yiyip bitiriyordu ve kendisine hiç dikkat etmeyip sürekli çevresindekilerle ilgileniyordu. 

Rusty'nin olduğu sahneler gerçekten harikaydı. Onunla olan iletişiminin gelişimi, kitaplara pek sıcak bakmasa bile sadece Rusty'le vakit geçirmek için ona kitap okuması, onu anlaması ve onu Azrail'den korumayı istemesi... Her şeyiyle ben bu ikiliyi oldukça sevimli buldum. 

#LoveIsLove demek istiyorum.

   

Andrew'un güçlü ve güçsüz yanlarını okumak, onu ve dünyasını tanımak, insanlarla arasına koyduğu mesafeyi ve Hastane'nin dışındaki dünyayı ne derece ötekileştirdiğini görmek gerçekten ilginç bir yolculuktu. Bu kitapta kimse mükemmel değil ve herkesin korkuları, endişeleri, istekleri, hataları, hayalleri var. 

Şimdi diyeceksiniz, "Ezgi madem bu kadar beğendin, neden 5 değil de 4?" diye ve ben de diyeceğim ki, "Bilmiyorum." Ama gerçekten bilmiyorum. Kitabı gerçekten çok beğendim ama okurken bir şeyler eksik gibiydi. Birkaç gündür üzerinde düşünsem de adını koyamıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder

http://athenaninguncesi.blogspot.com.tr/ Kunai