Okuyamıyorum; Okuyamıyorsun; Okuyamıyor


Son birkaç aydır kendi okuma durumumdan son derece memnundum. Aralıkta 17, Ocakta ise toplam 20 kitap okuyarak rekor ardına rekor kırmış; uzun bir süre içerisinde belki ilk defa okumak istediğim kitapları biraz da olsa azaltmaya başlamıştım. Sonra Şubat geldi. Şubat geldi ve elbette hoş geldi fakat ne yazık ki yanında hoş sürprizler getirmedi. Ay başından bu yana toplam 5 kitap ancak bitirdim, bunlardan ikisi de son derece ince, okuması normal şartlarda hızlı olacak kitaplar.

Sonra oturdum düşündüm: Neden okumak istemeyiz?

Tabii, bu soruya net bir yanıt vermek pek mümkün değil. Verilse bile, doğruluğu kişiden kişiye değişeceğinden, çok fazla insanın işine yarayacağını da sanmam. Fakat ben yine de, okuyamadığım durumları gözlemleyerek, "Belki o kadar da yalnız değilimdir," düşüncesi ile hareket ettim ve okumanın zor geldiği, değil bir kitap, bir sayfa bile bitirmek istemediğim zamanlardan oluşan bir liste hazırladım.

Normalde, tatil gibi uzun boş zamanlara sahip olduğumuz dönemlerde daha çok kitap okuyabilmemiz gerekir ve bazı insanlar için de bu doğrudur diye umuyorum; fakat ben hiçbir yaz tatilinde istediğim kadar kitap okuyamamışımdır. Hatta tatillerimin çoğu tek bir sayfa bile kitap okumadan geçti şu ana dek. Bir tek geçen yaz, o da tatilin sonlarına doğru biraz okuyabildim.

Üç boş ay boyunca çok az kitap okuyup ne yapıyorum? Elbette hiçbir şey. Boş boş oturuyor, insanlarla mesajlaşıyor ve genel olarak zamanımı yiyorum... çünkü tatil.

Çünkü o boş vakitte boş boş etrafa bakmak, bilgisayarda saçma sapan sayfalarda gezmek, birkaç saatimi The Best of Tumblr ve 9GAG gibi sayfalarda/sitelerde harcamak, insanlarla saatlerce anlamsız sohbetler etmek, evin bir odasından öteki odasına geçmek, yatakta debelenip durmak, buzdolabını saatte altı kere açıp kapatmak... işte bunların hepsi gidip adam gibi bir kitap okumaktan daha önemli.

Hani bir bahane vardır ya, ne zaman sıkıntılı veya keyifsiz hissetseniz, çevrenizdeki insanlar tekrarlar: "Mevsimlerdendir, mevsimlerden." Bir noktaya kadar doğru olduğuna inanıyorum bunun. Yani tam olarak mevsimlerden olmasa da, o dönemlerin varlığı inkar edilemez bir gerçek ve ne zaman o tarz, sıkkın ve keyifsiz ve hiçbir şey yapmak istemediğim bir ruh halinde olsam, elbette bu "hiçbir şey" içine kitaplar da giriyor.

Ve sonra bir bakıyorum ki, ay gelmiş geçmiş, gideli olmuş birkaç gün ve ben okuya okuya iki, belki de üç kitap okumuşum.

Bazen de, çok okuduğum zamanların ardından, bir sonraki kitabıma bir türlü karar veremediğim zamanlar geliyor. Böyle, sanki kitap kitabı çekiyor, ben de çok okuduğum zamanlarda daha bir tatminsiz oluyorum: "Daha çok, daha çok, daha çok okumalıyım!" düşüncesi tarafından ele geçirilmiş bir Athena düşünün. Durum böyle olunca, ister istemez, elim bir noktada 3984934 kitaba birden gidiyor ve sonra biraz o kitabı, biraz bu kitabı, biraz da şuradakini derken hiçbir kitapta doğru düzgün ilerleyemiyorum.

Sonra bir bakmışım ki, o mükemmel, hızlı ve çok okuduğum dönemden, haftada bir kitabı bile zar zor bitirdiğim korkunç bir okuyamama dönemine geçiş yapmışım. Hepsi de kararsızlığım yüzünden!

Ya da bazen sadece bitmek bilmeyen bir kitap okumaktayımdır. Okurum, okurum ve okurum ama kitap bir türlü sonlanmak bilmez ve bir noktadan sonra benim de elim kitaba gitmez olur. Kitabı okuduğum süre uzar, uzar ve daha da uzayarak en sonunda bütün bir hafta, hatta bazen iki hafta boyunca kitap elimde sürünmüştür. Bütün o zamanı kaybetmekle kalmamış, üstüne üstlük başka bir kitap okumaya duyabileceğim isteği de yitirmişimdir.

Ama aynı zamanda, o kitabı bitirmediğim durumlarda da okuyamama durumuna girme şansım var. Eğer kitabı yarım bırakırsam, aklımın bir köşesinde bir süre "Ya ben o kitabı bitirebilirdim," diye düşünüp okumak için seçtiğim yeni kitaba bir türlü odaklanamadığım da oldu yani.

Bu durumdan kaçış genelde olmuyor yani.

Dersler için okunması gereken romanlar ve kitaplar, eğer kendi başıma seçmiş ve okumaya başlamış olsam çoğunlukla seveceğim ve hızlı bitireceğim şeyler oluyor bizim okulda. Fakat ne yazık ki, ben seçmiyorum ve bana dayatılıyor bunların okuması. Eh, öyle olunca içimdeki küçük anarşist - yani artık öyle bir şey varsa, diyelim - başkaldırıda bulunup "Okumayacaksın! Okumayacağız," diyerek itiraz ediyor. Hatta bazen o kadar ileri gidiyor ki, okul kitabını okutmadığı gibi başka kitaplara yönelmemi de engelliyor.

Sonra güzelim kitaplar elimde sürünsün dursun. İşleri ne zaten. -,-


Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

2 yorum:

  1. Bazıları benim de başıma gelen durumlar. Özellikle kararsızlık yüzünden hiçbir şey okuyamamak. Çok fazla yaşıyorum bu tereddütü ve gerçekten çok sinir bozucu. Okunacak kitapları düşünüp kafayı yiyor insan bazen :D Yaz tatili olayı ise ben de tamamen farklı. Yaz tatilleri gönlümce okuyabildiğim tek dönem benim için. Okul için okunması gereken kitaplardan ben de çok çektim zamanında, hepsini okumadım ama ben de isyana geliyordum çoğu zaman :D Çok okumalı günler diliyorum :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaz tatilinde okuyabilmek? Alırım bir dal!

      Ve gerçekten ya, ne olacak bu halimiz? Kitaplar da hiç azalmıyor, aksine her geçen günle birlikte artıyor ve artıyor. Sonra bir bakmışım, asla bitmeyecek, devasa bir liste.

      Sil