Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes, #1) - J.M. Darhower | Yorum

Adı: Gözlerindeki Canavar
Orijinal Adı: Monster in His Eyes
Yazarı: J.M. Darhower
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Goodreads Puanı: 4.30
Seri: Monster in His Eyes #1
Format: Karton Kapak
Puanım: 5/5

Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt’a âşık olursa…

Ignazio Vitale iyi bir adam değildi.

Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı.

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti.

Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.

Bu kitap hakkında son derece fazla şey yazıldı, çizildi ve söylendi. Bunlardan bazılarına göz gezdirdim, bazıları arkadaşlarım tarafından bana söylendi, bazılarına ise rastgele gezinirken denk geldim. (Özellikle Goodreads'te.) O yüzden - ki ben yorum okumam, eğer bir kitabı almışsam okuyana kadar başkalarının fikirlerini görmeyi pek sevmem - herkesin bu kitap hakkında az çok bir fikre sahip olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz diye umuyorum. Bu varsayım üzerinden yapacağım yorumu, eğer kitap hakkında en ufak bir fikriniz yok ise, spoiler yemeniz mümkündür. (Tabii spoiler sayılırsa söyleyeceklerim.)

Bence oldukça başarılı ve güzel bir kitaptı. Dili son derece akıcı, çeviri başarılı, olaylar ise birbiriyle bağlantılıydı. Ben bunu sürekli söylerim, kitapları okurken - eğer orijinal dilleri İngilizce ise - acaba asıl metinde ne yazıyordu diye düşünen birisiyim ve bazı cümleleri çevirmesi son derece zor olabiliyor, özellikle dil-içi espriler vs. tarzı ögeler içeriyorsa. Bu kitapta o tür şeyler vardı ve "Ben kesinlikle uyarlayamazdım," dediğim yerler oldu. Yani sevdim çeviriyi de anlatımı da. ^-^

Olaylara gelecek olursak da, açıkçası bu kitap hakkında bu kadar az "kötü" yorum gelmiş olması beni şaşırtmadı değil. Goodreads'e biraz göz gezdirdim ve listemde olan insanların çoğu 5 yıldız vermiş, çok az 1 ve 2 yıldıza denk geliyorsunuz - ki olan bitenin Türkiye sınırları içerisinde oldukça absürd kaçacağı düşünülürse, bu bile bende umut doğuruyor. Neden böyle düşündüğümü açıklamaya çalışacağım.

İnsanların ne yapacaklarına karar verme özgürlüğü vardır. Kurgu ya da değil, bir kişinin hareketleri ve hayatını nasıl yaşayacağına dair seçimi, tamamen onun iradesinde olmalıdır. Kitapta Karissa'nın verdiği kararları, seçtiği şeyleri veya söylediği sözleri onaylamıyor olabilir bir kişi fakat sırf karakterin hayatını yaşayış biçimi hoşuna gitmiyor diye kitabı yerin dibine sokmak bana biraz aşırı geliyor. Ben kendinden çok büyüklere ilgi duyan birisi değilim mesela ve Karissa ile - kitapta 19'unu doldurduğu düşünülürse - aramda 2 yaş var. Eğer yerinde olsaydım Naz ile öyle bir ilişki içerisine girmezdim tahminen. (Ayrıca Türkiye'de var mı emin değilim ve her ne kadar ikili arasındaki ilişkinin tam olarak bu olduğu söylenemese de, yurtdışında sugardaddy diye geçen bir olay var, kitabı okurken bana biraz bunu anımsattı. Tek fark, Naz ile Karissa arasındaki ilişkinin duygusal bir yanı olması. Zaten okuyanlar nereye vardığını biliyor. Kitabın son kısımlarını saymıyorum.)

Aynı şekilde, kitaptaki cinsellik oldukça sert. Bir noktada Karissa'nın cümlelerinde "tecavüz" kelimesini görebiliyorsunuz fakat orada olup biten şeyin tecavüz olduğunu söylemek pek doğru olmaz. Öncelikle kız, ilk başta rahatsız olsa da, sonradan bundan zevk almaya başlıyor ve unutmamak lazım ki, ta kitabın ilk başlarında bir anlaşma yapılmıştı iki karakter arasında. Eğer Karissa "sarı" derse Naz kendini kontrol altına alıp hareketlerini yavaşlatacak, "kırmızı" der ise de tamamen duracaktı: Karissa orada kırmızı demiş olsaydı ve Naz onu umursamayarak olaya devam etseydi, o noktada işin tecavüze döndüğü söylenebilirdi fakat ikili arasındaki ilişki o yere varmadı. Yani kitapta tecavüz olduğu söylenemez - ki olsa bile, varlığı veya okunulmuş olması insanların "Yaşasın tecavüz!" diye dolandığı anlamına gelmez.

Sanırım en tartışılan iki nokta yaş ve cinsellikti. Zaten onun dışındaki kurguya bakıldığında, çok da tartışılır bir nokta olduğunu sanmıyorum. Kitapta cinsellik olması beni rahatsız etmiyor fakat kurgu olmadığında ve kitap sırf cinsellikten oluştuğunda, okumayı sevmiyorum. O yüzden bu kitaba bayıldım çünkü bir kurgusu vardı ve bu kurgu güzeldi. Gerçi teknik olarak, kitap benim için %50 Ignazio Vitale, %20 Geçilemeyen Felsefe Dersi, %10 Anne Paranoyaklığı, %25 Cinsellik'ten oluşuyordu, orası ayrı.

Kitap sonlara doğru bir bomba patlattı, sonra bitiverdi resmen. Nasıl rahatsız oldum anlatamam! Tam okuyorum, her şey güzel gidiyor; bir bakmışım, kitap elimde patladı. Gerçekten öyle oldu. Ben şimdi nasıl dayanacağım Yabancı devamını çıkartana kadar? Nasıl, söyleyin bana! Karissa'nın bundan sonra neler yapacağını, hayatının nasıl olacağını o derece merak ediyorum ki, anlatamam. Ya arkadaş, isyan edeceğim ben en sonunda. Neden sürekli bu şekilde merakta bırakan kitaplar basıyorsunuz? Biraz da bizi ikinci kitap çıkana kadar süründürmeyecek bir şeyler bassanız olmaz mı? Hiç mi? Peki :(

Dipnot: Eğer cinsellikten rahatsız oluyorsanız pek size göre bir kitap değil. Yani...

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

2 yorum:

  1. Yav Naz nasıl bir erkek ismidir ben gider buna takılırım şimdi... Kitabı sen de beğendiğine göre almak farz oldu bu arada :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ona ben de takılırım diye düşündüm de, pek öyle olmadı ya. Ignazio adını başka türlü kısaltamazsın bu arada bence :D Ig. Zio. Cıkıs. :P

      Sil