Yorum: Kapkaranlık Ormanda - Ruth Ware

Adı: Kapkaranlık Ormanda
Orijinal Adı: In A Dark Dark Wood
Yazarı: Ruth Ware
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 376
Goodreads Puanı: 3.61
Seri: -
Puanım: 4/5
Karanlık ormanda
Karanlık, kapkaranlık bir ev vardı;
Ve o karanlık evde karanlık, kapkaranlık bir oda...
O karanlık odada...

Bazen korkulacak tek şey... insanın kendisidir. Nora on yıldır geçmişinden kaçıyordu. Evini, arkadaşlarını ve özlememesi gerektiğini düşündüğü bir hayatı geride bırakmıştı. Hiç beklemediği bir anda gelen bir bekârlığa veda partisi daveti, onu geçmişiyle yüzleşmeye zorluyordu. Bu, Nora'nın geçmişini nihayet bir kenara bırakması için bir işaret miydi? Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Çok ama çok yanlış... Bazı sırların sonsuza dek saklanması mümkün müydü? 

YGS ve LYS hazırlığına girdiğimden dolayı, günde 6 saat dershaneye gidiyorum, ardından da okula döndüğümde (malum yatılı okuyorum ben), 2 saat matematik dersi işliyoruz. Dersten sonra, akşama doğru, oturup en az bir saat ders çalışmaya (o gün yaptıklarımızın tekrarı ya da yepyeni bir konu üzerinde uğraşmaya) çalışıyorum. Öyle olunca saat kaçta yatarsam yatayım, gün içinde kitaplara ve kitap okumaya pek vakit ayıramıyorum.

Bunu neden anlattığıma gelirsek, eğer benim Goodreads sayfamı takip ediyorsanız, Kapkaranlık Ormanda'yı okumamın alışılmışın dışında bir süre aldığını fark edeceksinizdir. Bunun kitapla gerçekten hiçbir alakası yok, yavaşlığımın tek sorumlusu günde 8-9 saat derslerle uğraşıyor oluşumdur. Benden çok boş vakte sahip birisi bu kitabı ortalama 2-3 günde bitirecektir diye düşünüyorum.

Kapkaranlık Ormanda, bir cinayet romanı yazarı olan Nora'nın on yıldır kaçtığı geçmişiyle karşı karşıya gelmesiyle başlıyor. Nora'nın 16 yaşındayken en yakın arkadaşı olan Clare yakın zamanda evlenecek ve Nora, bekarlığa veda partisine davetli az sayıda kişiden biri. 

Romanın bir gerilim romanı olduğunu bildiğim için, kitabın en başından oldukça büyük bir dikkatle okudum, geleceğe dair ipucu olabilecek her türlü detaya pür dikkat odaklandım bile diyebilirim. (Hatta kitabı çok yavaş okuduğum için, arada bir kitabı bitirip 5 tam puan vermiş Kronik Okur'a mesaj atıyordum. Tahminlerimden bahsettiğimde - ki o noktada daha 50 sayfa okumuştum - bana "Nasıl detaylar yakalamışsın öyle," gibisinden bir cümle kurmuştu. O KADAR DİKKATLİ OKUDUM.) O yüzden kitabın sonu benim için çok da büyük bir sürpriz olmadı ama kitabın bana o şok etkisini sağlamamış olması, kitabın güzelliğinden pek bir şey eksiltmiyordu. 

Hatta, kitaptaki gizemden çok insan ilişkilerine çekildim bile diyebilirim. Kitaptaki gizem bence oldukça sağlamdı ama dediğim gibi, beni daha çok Nora'nın Clare ve James'le olan bağlantısı sarstı. Bu noktada küçük bir spoiler vereceğim çünkü anlatmak istediğim şeyi, bu şeyden bahsetmezsem anlatamam. (Ve ben bunun gayet bariz olduğunu düşündüm, yani tam olarak bir spoiler vermiyor bile olabilirim! - Ama istemiyorsanız "spoiler bitti" yazısını görene kadar aşağı inebilirsiniz.)

Şöyle ki, Clare, Nora'nın on yıl önceki eski sevgilisi olan James ile evleniyor ve Nora'nın bundan haberi ancak ve ancak bekarlığa veda partisine geldiğinde haberi oluyor. Kitabın büyük bir bölümünde, James ile Nora'nın zamanında neden ayrıldığını bilmiyoruz fakat bu ayrılığın Nora'yı yıktığı, daha ilk sayfalardan oldukça ortada. Ve bu durum içime o kadar işledi ki, anlatamam. Yazar, eski sevgilisini unutamamış ve geçmişinden ne kadar kaçsa da onun pençelerinden kurtulamamış kadın karakteri o kadar iyi işlemişti ki, yer yer kendimi Nora'nın yerine koyarken buldum kendimi ve içim burkuldu

Hani Nora'nın James'ten bahsetmek durumunda kaldığı ya da onu düşündüğü sahneleri okurken neler hissettiğimi anlatamam bile sanırım. Gerçekten, o kadar etkiledi ki beni, içten içe kendimi gelecekte Nora'nın yerinde bulmaktan korktum. O kadar etkiledi. (Beni bu kadar etkileyen bir önceki kitap Fangirl'dü, onda da ana karakteri bazı açılardan kendime fazlasıyla benzetmiştim. Ve ben Fangirl'ü okuyalı en az üç ay olmuştur.)

Spoiler bitti.

Karakterler ise birbirinden farklı, ilginç karakterlerdi. Özellikle Flo, kitabın ta en başından en sonuna kadar beni kıllandıran, başının altından bir şeyler çıkacağına inandığım bir karakterdi. Geçmişinde ne yaşadığını gerçekten merak ediyorum çünkü Clare'in dünyanı merkezi olduğunu düşünen, biri ters bir şey yapsa ya da Clare'e hoş olmayan bir şey dese hemen onun savunmasına gelen, kendisinden çok Clare için yaşayan biriydi.

Clare ise... ondan tam olarak nasıl bahsedebilirim bilmiyorum. Kitabın başından sonuna kadar nedense pek ısınamadığım bir karakterdi. Nora'nın ona karşı önyargılarının bir kısmını bu noktada üzerime aldığımı söylemek çok da yanlış olmaz sanırım. Clare'i betimleyen kısımlar o kadar birbirine tersti ki... Nora bile içinde Clare'i nasıl anlatacağını kararlaştıramıyor gibiydi.

Ana karakterimiz ise, üzerinde çok düşünmemeyi tercih ettiğim biri oldu. Gurur yüzünden hayatındaki en güzel şeyi ve gençliğinin on yılını bir nevi heba etmiş, geçmişin gölgesinde yaşadığının farkında bile olmayan, on yıl boyunca aşk acısı çeken bir karakter kendisi. Hayatı bir yere gelmiş, başarılı bir cinayet romanları yazarı, fakat buna rağmen kişisel hayatı pek iyi durumda değil. Tek başına yaşıyor, on yıldır hayatına giren sağlam bir partneri olmamış, pek arkadaşı olduğu da söylenemez. (Varsa bile kitapta bahsi hiç geçmedi, o yüzden olmadığını varsaydım.) Şahsen benim on yıl sonra olmak isteyeceğim bir yer değil Nora'nınki.

Kitabın ana olayından pek bahsetmedim biliyorum fakat onu spoiler vermeden nasıl anlatabilirim gerçekten bilmiyorum. Hani derler ya, "Anlatılmaz yaşanır," diye. Bu da "Anlatılmaz okunur," olmuş biraz. :)

Özetle kitap gerek karakterleri, gerek karakterler arası ilişkileri, gerekse olay örgüsüyle beni içine çeken ve şaşırtmayı başaramasa bile oldukça etkileyen o romanlardan biri oldu. Kesinlikle Yabancı Yayınları favorilerim arasında!

Eğer Kızımın Katiline Mektuplar hoşunuza gittiyse, Kapkaranlık Ormanda tam size göre.

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder