Yorum: Eksik Parça (Mara Dyer, #1) - Michelle Hodkin


Adı: Eksik Parça
Orijinal Adı: The Unbecoming of Mara Dyer
Yazarı: Michelle Hodkin
Yayınevi: Simon & Schuster
Sayfa Sayısı: 456
Goodreads Puanı: 4.12
Seri: Mara Dyer #1
Format: Karton Kapak
Puanım: 4/5


Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün...
Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini,
Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını,
Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını,
Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini,
Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü,
Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün.
Ne yapardın? Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere…


Bu ay o kadar az kitap okudum ki, bloga yorum yazmak için girmek bir an garip hissettirdi bana... Bu konuda oturup yarım sayfa, hatta tam sayfa konuşabilirim şu an fakat yorumunu yazacağım kitap, kendisinden önce uzun anlatılmış gereksiz olaylarla gölgelendirilmemesi gereken bir kitap bence. Başlıktan da gördüğünüz ve künyeden anladığınız üzere, Pegasus Yayınları'ndan çok yakın zamanda çıkartılan Eksik Parça'yı yorumlayacağım. 

Ah, nereden başlasam ki! Öncelikle sanırım, bu kitaba neden dört yıldız verdiğimi anlatmalıyım. Aslında kitaba çok rahatlıkla beş verebilirdim ve hak etmiş de olurdu; fakat ilk kısımlarda klişe olarak nitelendirilebilecek bütün o "yeni okula giden kızın okulun popüler çocuğunun ilgisini çekmesi" durumları vardı, o yüzden bir yıldız kırmış oldum çünkü bu kitap kesinlikle bu klişeyi kullanmadan da bir bütün olabilirdi. Mara'nın Croyden'deki yaşamı boyunca etkileşime geçtiği insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez nitelikteydi ve bunu biraz fazla havada buldum çünkü yeni bir okula geçtiğinizde genelde 4-5 insandan daha fazlasıyla konuşursunuz. Bence.

Ama bunun dışında kitap harikaydı. Gerçekten, bir süredir doğru düzgün kitap okuyamadığımı hesaba katmazsak, son zamanlarda okuduğum en iyi romandı bile diyebilirim. Kitapta olan bitenlerin yavaş ve düzgün bir şekilde işlenmesi, birkaç durumun aynı noktada bağlanması falan hep bana ilerideki iki kitap içerisinde çok fena olayların olacağının habercisi gibi geliyor. Mesela Noah'nın Mara'ya olan ilgisini yazar bence harika bir kurgusal bükülmeyle açıklamış. (Burada Athena, "plot twist" kavramını Türkçe'ye çevirmeye çalışıp başaramamıştır.) 

Mara'nın Travma Sonrası Stres Bozukluğu - sanırım Türkçesi buydu? - nedeniyle halüsinasyonlar görmesi, kitabın paranormal yapısıyla o kadar iyi uyuşmuş ki, olan bitenin gerçek olup olmadığının sorgulandığı aşamanın uzaması için mükemmel ortam hazırlamış. Normalde bu tür paranormal olaylar içeren kitaplarda karakterin bir "gerçeklikten fantastiğe geçiş" aşaması olur. Burada kendisinin veya çevresindekilerin, bilimsel açıklamalar dışı güçleri olduğunu keşfeder ve bunu kabullenmeye çalışır. Bu kitapta Mara'nın olan biteni keşfetmesi o kadar doğal bir süreçle ilerledi ki, gerçekten yazarı takdir ettim. Ne gerçek ne değil sorgulamasını zaten yapıyordu halüsinasyonlar nedeniyle ve bu da mükemmel geçişi sağladı bence.

Ayrıca kitabın daha ilk başındaki el yazısıyla yazılmış not, okumaya başlarken diken üstünde olmama neden oldu ve bu da tüm kitap boyunca arkaplanda var olan bir gerginliğin başlangıcı gibi bir şeydi. Ortada gerçekliği sorgulayan bir karakter, rahatsız edici bir geçmiş ve ölü insanların halüsinasyonları olunca da bu gerginlik kitabın içine soktu beni, karakterle beraber hissettirdi birçok şeyi bana. Noah karakterini de gerçekten sevdim. Keşke yazar, bütün o "lise draması" olaylarını biraz daha kısa kesip paranormalliğe daha çok yer verseymiş diyorum içimden, fakat kitabı bu haliyle gerçekten çok sevdiğim için sanırım daha fazlasını istememeliyim.

Jamie karakterini daha çok görmek istiyordum kesinlikle. Mara'yı Noah'ya karşı uyaran oydu ve ne olursa olsun Mara'nın arkadaşı olarak kaldı. (Çok bir şey olmadı gerçi ama yine de.) Kitaptan ani çıkışı beni rahatsız etti. Sanki yazarın o karakteri sahneden çekmesi gerekiyormuş da, bunu nasıl yapacağını bilemediği için pat! diye çıkartmış senaryodan gibi hissettim. Yapmasaydı iyiydi, gördüğümüz 6-7 karakterden biriydi ne de olsa... 

Kitabın sonu ise tamamen ayrı bir olay! Bir kitap öyle bitirilir mi kadın! Kitabın sonunu havada bırakmak konusunda master yapmış sanırım. Hatta master da ne, doktora. O son sayfaları okuyana kadar kitap benim için bir 3'tü, çünkü sevmeme rağmen herkesin neden bu kadar ölüp bittiğini anlayamamıştım fakat ah! O sonla kalbimi çeldi Michelle Hodkin. Devamında ne olacağını öğrenmek için ölüp bittiğimi söylemek pek yanlış olmaz sanırım. Sonunda ne olduğunu söylemek isterdim ama söyleyemem, o yüzden sadece kitap boyunca olup biten bazı şeylerin büyük sorgulamasına gittiğimi söyleyebilirim.

Bir de, Türkçe versiyonda var mı bilmiyorum ama genelde olmuyor, benimkinde serinin devam kitabı olan The Evolution of Mara Dyer'dan kısa bir ön okuma vardı ve elbette ki yorumu yazmadan önce onu okudum. Pek kesmedi, son derece kısaydı ve aklımdaki soru işaretlerinin sayısını x100'le katladı. İlk kitabın sonu ne kadar gerçek ne kadar yalan, onu bile bilmemekteyim şu an. Oof of, ben ikinci kitaba başlayana kadar ölüp ölüp dirileceğim sanırım. Kesinlikle öneririm kitabı, son derece iyiydi ve "Keşke daha önce okusaymışım!" dedirtti.

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

1 yorum:

  1. Ooha iyi oku dediğin zaman bile bu kadar iyi olcağını tahmin etmemiştim. Kesinlikle alıcammm :D

    YanıtlaSil