İstanbul Kitap Fuarı - 8 Kasım 2014

Şu an aslında o kadar yorgunum ki, hiçbir şey yazmayayıp direkt uyuyasım var, fakat bugün o kadar güzeldi ki eğer blog yazısını hemen yazmazsam biliyorum tüm heyecanı unutacağım, o zaman da kuru kuru anlatmanın hiçbir güzel yanı kalmayacak. Bu seneki TÜYAP maceram geçen yıllarla karşılaştırılınca çok, çok farklıydı çünkü bu, bir blogger olarak katıldığım ilk kitap fuarıydı ve bu gerçekten fark ettiriyormuş, onu öğrendim.

İlk önce sabah 10.00 gibi arkadaşlarımla Zincirlikuyu metrobüsünde buluştum ve maceramız başlamış oldu. Blogger olmanın yanında, Wattpad elçisi olduğumdan, ilk önce Serfinaz'la Wattpad'de yazan, sonra yayınlanmış olan yazarları barındıran yayınevlerinin standlarına gittik. Postiga, Parola, Müptela ve tam olarak Wattpad'le bağlantısı olmasa da Ephesus, çünkü internet yazarlarından Asude'yi barındırıyor bünyesinde.

Yazarların imza günü tarihlerini ve saatlerini öğrendik, birkaç kare fotoğraf çektik, ki zaten bu fotoğrafların birazını ekleyeceğim bu yazıya, ve genel olarak 3'le 10. salonlarda dolandık durduk. Belki sevgili blogger arkadaşım Pilli Kütüphane'nin oradaki varlığı, belki de 15:30 gibi başlaması beklenen Burcu Büyükyıldız - Merve Akıncı imza günü nedeniyle ayaklarımız bizi sürekli Müptela'nın 10. salondaki standına götürdü durdu. Standda durup Pilli Kütüphane'yle sohbet ettiğim dakikaları saymaya kalksam herhalde günün yarısı eder, o kadar.

Sonra yazarlar geldi, zaten o saate kadar biz bütün işlerimizi halletmiştik; bir diğer elçi olan Ensar'ın arkadaşları imza gününden kareler çekindi, ama benim Çilek Mevsimi kitabım yanımda olmadığından Burcu ablaya imzalatamadım, içimde kaldı bu. Neyse artık, başka bir imza gününe artık... ne de olsa onun da yazarlık macerası çok, çok yeni başlıyor. Bulunur ortak bir nokta kesinlikle, ben inanıyorum.

Merve ve Burcu ablayla fotoğraf konusunda konuştuk, sonra başladık imza sırasının azalmasını beklemeye... Baktık azalmıyor, rica ettik, fotoğrafları çektik ve sonra onlar imza günlerine devam ettiler. Bu sırada da bizim işimiz kalmadığından, Ensar arkadaşlarıyla beraber fuardan gitti ama ben ve Serfinaz pek kopamadık doğrusu. Tüm günü de Müptela standının oralarda geçirdiğimizden, dedik ki "Yardım gerekiyorsa gelebiliriz,"; onlar da kabul ettiler ve biz de başladık çalışmaya.

Kitap yerleştirdik, (kişisel favorim) isteyenlere ayraç dağıttık, Wattpad'le bağlantılı kitapları potansiyel okuyuculara anlattık, genel olarak insanlarla sohbet ettik ve sürekli ayakta dikildik. Normalde ayakta dikilmeye alışkın biri olmadığım halde yorgunluğumu saat akşam 8'de, fuar kapanışında yani, Serfinaz'la metrobüse gidip oturana kadar hissetmedim; benim için oldukça eğlenceli bir gündü yani. Müptela'da yardım ederek geçirdiğim saatler boyunca cidden hiç sıkılmadım; standdaki herkes oldukça arkadaş canlısıydı ve sohbet etmek de çok eğlenceliydi. Ayrıca Müptela bize yardımlarımız için teşekkür olarak minik bir hediye, bir kitap verdiler. İkimiz de Nehir Erdem'in Çiçek Kızlar'ını aldık; haftaya olan imza gününde imzalatmayı düşünüyorum! (Ve Duygu'yu da götüreceğim. Bu arada, Duygu demişken, nedense şu resmi çekinmem gerekiyordu.) 

Ayrılma saatini sürekli erteleyip durduk hatta ve bir bakmışız, kapanışa kadar oradayız! Zaten haftaya cumartesi ve pazar günleri de gitmeyi planlıyorum, daha çok oralarda takılırmışım gibi geliyor bana. Beni artık kovarlar gerçi ama, neyse n'apalım. O derece oradaydım tüm gün yani. :D Sonra bir de çok garip bir şey oldu, iki kişi benimle (vurgu için; BENİMLE) fotoğraf çekinmek istedi! Ve beni Wattpad üzerinden tanıyanlar, adımı bilenler çıktı! Bu hayatımın şoku oldu çünkü ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorum. Düşünsenize, yazarların imza gününde fotoğraf falan çekinildiğini izliyorsunuz ve sonra biri gelip sizinle fotoğraf istiyor. Doğrusu şok oldum, sonra bu mutluluğa döndü ve hala inanamıyorum olanlara.

Sonra, sonra... Sonra yeni bir blogger olduğumdan tabii pek fazla kişi tanımıyordum. (Neredeyse hiç kimseyi bilmiyordum. Utanç verici dakikalar...) Bunun zamanla değişeceğine inanıyorum, elbette kimin kim olduğunu ve nerede çalıştığını bir sonraki TÜYAP'ta biliyor olacağım. (Bilmesem bile siz çaktırmayın.)

Bu gün hiç kitap almadım fakat bir liste oluşturmaya başladım; hiç standlarına gitmediğim yayınevleri var fakat onları da 15 Kasım'da hallederim, olmadı 16'sında, çünkü 15'inde çok yoğun olacağız Serfinaz'la, ama olsun, bir şekilde yaparım. Listemde de neler kalır, neler alınır bilmiyorum pek, bu biraz da yayınevlerinin toplu kitap alımında yapacağı indirime bağlı doğrusu, çünkü çok param yok, öğrenciyim, ama babamlardan para kopartabilirsem alırım diye düşünüyorum. Benim şu an biraz param var da işte, of anladınız siz beni. Ayrıca, Pena Yayınları'nda pazarlamayla ilgilenen kişiyle (adını sormak aklıma gelseydi keşke ya, kötü hissettim şimdi) uzun bir Endgame: Çağrı sohbeti yaptık Pilli Kütüphane'yle, oldukça güzel ve eğlenceliydi. Okuyan bilir, o kitaba bayılıyorum! Ve fuar listemde kesinlikle olacak.

Gelecekte ben de standlarda çalışmak istiyorum, gerçekten eğlenceli geliyor bana, ama bakalım neler olacak. Şu an için burada kesiyorum yazıyı çünkü oldukça yoruldum ve daha fazla toparlayamıyorum dikkatimi, ama eğer beni 15 ve 16'sında görürseniz - ki görürseniz anlarsınız, çok belli ben olduğum - bir selam verin de bugünkü şaşkınlığımı yeniden yaşayayım :D Şakası bir yana, böyle sohbet çok eğlenceli, gelip selam verirseniz konuşabiliriz, o da güzel olur ^^

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder