30 Mart 2016 Çarşamba

Yorum: Uprooted - Naomi Novik

Adı: Uprooted
Yazarı: Naomi Novik
Yayınevi: Del Rey
Sayfa Sayısı: 465
Goodreads Puanı: 4.17
Seri: - 
Puanım: 3.5/5

Naomi Novik, author of the bestselling and critically acclaimed Temeraire novels, introduces a bold new world rooted in folk stories and legends, as elemental as a Grimm fairy tale.

“Our Dragon doesn’t eat the girls he takes, no matter what stories they tell outside our valley. We hear them sometimes, from travelers passing through. They talk as though we were doing human sacrifice, and he were a real dragon. Of course that’s not true: he may be a wizard and immortal, but he’s still a man, and our fathers would band together and kill him if he wanted to eat one of us every ten years. He protects us against the Wood, and we’re grateful, but not that grateful.”

Agnieszka loves her valley home, her quiet village, the forests and the bright shining river. But the corrupted Wood stands on the border, full of malevolent power, and its shadow lies over her life.

Her people rely on the cold, driven wizard known only as the Dragon to keep its powers at bay. But he demands a terrible price for his help: one young woman handed over to serve him for ten years, a fate almost as terrible as falling to the Wood.

The next choosing is fast approaching, and Agnieszka is afraid. She knows—everyone knows—that the Dragon will take Kasia: beautiful, graceful, brave Kasia, all the things Agnieszka isn’t, and her dearest friend in the world. And there is no way to save her.

But Agnieszka fears the wrong things. For when the Dragon comes, it is not Kasia he will choose.


Uprooted, son derece sürükleyici ve baştan sona kadar tek nefeste okunacak bir romanın sahip olması gereken birçok özelliğe sahipti. Eğer anlatım, bir masal anlatmaktan çok biraz daha heyecan yaratmaya yönelik olsaydı eğer, kitaba vereceğim puan tartışmasız beş olurdu fakat bu haliyle, üzülsem de kitaba o puanı veremiyorum.

- Agnieszka'nın olaylara balıklama atlayış tarzı çok hoşuma gitti. Kendisinden güçlü, saygın, önemli demeden herhangi bir karaktere diklenebilme potansiyeli, the Dragon'la süregelen atışmaları, etrafındaki insanlar aksinin doğru olduğunu iddia etmeleri halinde bile kendi doğrularının peşinden giderek onların haksız olduğunu kanıtlama biçimi... Her şeyiyle Agnieszka kesinlikle sevdiğim karakterler arasına girdi.

- Sarkan nam-ı değer the Dragon.
"You intolerable lunatic," he snarled at me, and then he caught my face between his hands and kissed me.


Kitabın başlarındayken, bu iki karakter arasında bir şeyler olması fikrini çok gülünç buluyordum fakat olaylar ilerledikçe ve karakterlerle aralarındaki ilişkileri daha derinden tanıdıkça, bu ikisinin bir araya gelmesi fikrine o kadar ısındım ki bu kadar olur. Hatta, bu noktada en büyük şikayetim kitapta yeteri kadar aşk olmamasıydı. Ne kadar aşk yeteri kadar sayılır bilmiyorum ama ben bu ikiliyi biraz daha görmek istiyordum açıkçası.

Sakin kalamıyorum.

- Kitabın kurgusu son derece orijinaldi. Büyücüler, herkesi ve her şeyi kendine katmak isteyen, durmak bilmeyen büyülü bir orman olan the Wood, bu ormanın kendine kattığı bir kraliçe ve onu kurtarmak için eline geleni ardına koymayan oğlu, Agnieszka ve onun arkadaşı Kasia'ya duyduğu sevgiyle bağlılık, the Dragon ve burada söylemeyi unuttuğum her şey! Olaylar beni kitabın içine çekti, sayfa ardına sayfa çevirmemi sağladı.

- Fakat aynı zamanda, kitabın dili de beni kitabın içinden çıkartmaya uğraştı. Olaylar ne kadar ilgimi çektiyse, masalları andıran anlatım beni o kadar sıktı. Kendimi sık sık betimleme ve anlatı paragraflarını tarayıp atlarken, gözlerimle sayfada diyalog ararken buldum. Normalde diyalog arayan bir okuyucu değilimdir bir de. Kitabın, olay merkezli olmasına rağmen biraz ağır ilerleyen bir yapısı vardı ve bu pek hoşuma gitmedi.

- Bence bazı sahneler fazla uzatılmış, bazı sahneler ise gereğinden kısa anlatılmıştı. Hakkında okumak istediğim kısımlar yeteri kadar yok gibiydi. [Bu kısımların ne olduğundan bahsetmeyeceğim çünkü spoiler kategorisine giriyorlar.] Agnieszka'nın sarayda geçirdiği zaman pek ilgimi çekmedi ve kitap her ne kadar ilginç bir şekilde bitmiş olsa da, kendimi o anlatıma kaptıramadığım için tahminen bazı önemli kısımları ve paragrafları atladım.

Tek kitaba sığabilecek seriler olduğu gibi, birkaç kitaba bölünebilecek tek kitaplar vardır; bu da onlardan biriydi bence. Daha uzun, daha detaylı, daha duygulu işlenerek, olduğundan çok daha harika bir yere taşınabilirmiş gibi geldi bana. Tabii bunlar sadece benim düşüncelerim.

Bence okuyun; belki anlatımı sizde, bende yarattığı etkiyi yaratmaz.

0 yorum:

Yorum Gönder

http://athenaninguncesi.blogspot.com.tr/ Kunai