Yorum: Kızımın Katiline Mektuplar - Cath Staincliffe

Adı: Kızımın Katiline Mektuplar
Orijinal Adı: Letters to My Daughter's Killer
Yazarı: Cath Staincliffe
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 278
Goodreads Puanı: 4.29
Seri: -
Puanım: 4/5

Vahşi bir suçun sıradan bir aile için sonuçlarını ortaya koyan bu vurucu roman suç, ceza ve oldukça insani bir duygu olan intikam arzusu üzerine temel soruları keşfe çıkıyor.

Büyükanne Ruth Sutton gezegendeki herkesten daha çok nefret ettiği adama, dört yıl önce kızını vahşi bir biçimde öldüren adama mektuplar yazıyor. Ruth’un acısının yükü ve nefreti geçen zamanla yalnızca daha da büyümüş, intikam almak için duyduğu arzu daha da güçlenmiştir. Ruth ona yazarak, kendisini kemirip hayatını mahveden duyguları içinden atmak, hakikati öğrenip huzur ve bir çıkış bulmayı umut etmektedir. Fakat onu gerçekten bağışlayıp bağışlayamayacağı başka bir meseledir ve mektuplar onun hem son hem de en büyük umududur.

Şöyle dönüp bir baktım da, gerçekten uzun bir süredir Yabancı Yayınları'ndan çıkma bir kitabı yorumlamamışım ki bu benim için biraz garip bir durum çünkü Yabancı, kitaplarını bu blogda en çok yorumladığım yayınevlerinden bir tanesi.

Kızımın Katiline Mektuplar'ı bir gün içerisinde okuyup bitirdim. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere kızının katiline mektuplar yazan bir kadın tarafından anlatılıyor. Büyük çoğunluğu katile mektup şeklinde olsa da, kitapta mektup olmayan, okuyucu olayları daha iyi kavrasın diye eklenmiş bölümler de yok değildi. Mektupların başlarında adres, sonlarında ise Ruth imzası vardı, yani karışması gibi bir durum pek olası değildi bölümlerin.

Kitapta sevdiğim veya sevmediğim net özellikler yoktu, o yüzden sizlere bu konularda bir liste sunmam pek mümkün görünmüyor. Bir süredir okumak istiyordum fakat denk getirememiştim ya da elim kitaba pek gitmemişti derken, yeni okuyabildim.

- Akıcı başlamadı. Sanırım bunu belirterek başlamak pek hatalı olmaz. Kitabın ilk birkaç bölümü boyunca okumaya devam etmemin tek nedeni, daha önce Eren ve Minel'in bu kitabı okuduğunu ve ikisinin de beğenmiş olduğunu bilmemdi. Kitap zevklerimiz benzer olduğundan sabrettim, tabii içten içe benim göremediğim neyi beğenmiş olabilirler diye düşünüyordum. Okudum, okudum ve bir noktadan sonra fark ettim ki 100. sayfaya gelmişim ve kitapta ilerleyebiliyorum. Yani eğer bu kitabı elinize alır da ilk bölümlerde pek içine giremezseniz, sabredin ve biraz daha okuyun. Belki siz de benim gibi kendinizi sonradan kaptırırsınız.

- Kitaba ben dört puan verdim fakat sanırım tüm kitap, adının da vaat ettiği üzere mektup şeklinde yazılmış olsaydı benim daha çok hoşuma giderdi. Aradaki o kurgusal bölümler nedense beni biraz rahatsız etti. Belki de sen dilinden daha genel bir dile geçilmiş olmasından kaynaklanıyordur. Sonuçta mektuplar katile hitap ediyordu ve aradaki bölümlerin hitap ettiği biri yoktu.

- Eğer polisiye dizileri veya avukatlı dizileri seviyorsanız bu kitabı sevme olasılığınız çok yüksek çünkü kitabı okuduğum süre boyunca kendimi How to Get Away with Murder'ın veya Suits'in bir bölümünde gibi hissettim. Gerçekten de, son derece dizi tadında bir kitaptı. Belki de bu yüzden içine girmekte ilk başta zorlandım. 

- Gerçi düşünüyorum da, genel olarak kitaptaki duyguları da pek hissettiğim söylenemez fakat bunu bir eksiklik olarak görmedim okurken. Olan bitene, ortadaki cinayet soruşturmasına ve Ruth'un yaşadıklarına o kadar odaklanmıştım ki hissedilenleri yaşamadığım aklıma pek gelmedi.

- Cinayet ve onu takip eden soruşturma ve mahkeme süreci son derece oturaklıydı. Titiz bir şekilde sunulmuş, araştırılmış ve çözülmüştü; yani bu noktada yazar gerçekten başarılı bir şekilde, hem o süreci hem de karakter psikolojilerini aynı anda yansıtmış. Avukatların atışması veya Lizzie'nin kızı Florence'ın yaşadıkları... hepsi yerli yerindeydi.

Kısacası az biraz dizi tadında, psikolojik ve teknik açıdan yerinde, başları biraz ağır ilerlese de sonradan kendimi kaptırdığım, hızlı okunan bir roman oldu. Kızı kimin öldürdüğü benim için asla bir soru işareti olmadı fakat bu, beni sıkılmaya iteceğine sadece mahkeme süreci boyunca şimdi ne olacak sorusunu daha sık sormaya yöneltti.

- Ruth'un duygularıyla ve olan bitenle başa çıkışı (ya da belki çıkamayışı demek daha doğru olur) kitapta an be an aktarıldı ve bence insanlara biraz yol gösterici nitelik taşıyordu. Herkesin kızı her an öldürüleceğinden değil de, kadının öfkesiyle barışması ve bu öfkenin ona zarar verdiğini anlama süreci, bundan kurtulma isteği vesaire, gerçekten de birçok insanın görmesi ve anlaması gerektiğini düşündüğüm bir şey.

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder