Yorum: Köprü (Push, #1) - Claire Wallis

Adı: Köprü
Orijinal Adı: Push
Yazarı: Claire Wallis
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 408
Goodreads Puanı: 3.86
Seri: Push #1

Köprüde dikiliyorum. Birdenbire, acımasız bir netlikle farkına varıyorum. Bir tek ben olmadığımı anlıyorum. Bunu daha önce de yaptığını biliyorum. Diğer kadınlarla. Başka şehirlerde. Başka köprülerde. Ama önemi yok. Onlar ben değildi. 

Emma Searfoss hayatı boyunca, kendisini taciz eden üvey babasından kaçmıştı. Evden ayrılmasının sebebi oydu. Ailesinden geriye kalanlarla bağını koparmasının sebebi oydu. Hepsinden önemlisi kontrol edemediği öfkesinin sebebi oydu. Yeni dairesinde mutfağını tamir etmek için yardıma komşusu geldiğinde, adamın esrarengiz büyüsü Emma'nın içindeki alevi sakinleştirmişti. David sakin ve kontrollüydü, ve Emma onun yanındayken hayatında ilk kez hissettiği bir güven duygusuna kapılmaya başlamıştı. Oysa ki David'in kendi ürpertici sırları vardı ve Emma tehlikeli bir çizgide yürüyordu; fakat David'in çekimine karşı koymak neredeyse imkânsızdı… 


Son zamanlarda kendimle okuma hızım nedeniyle gurur duyuyorum. Köprü'yü, CNR Kitap Fuarı'nın ikinci haftasonunda Yabancı Yayınları standında takılırken görmüş, kapağına saniyesinde aşık olmuştum. Ama gerçekten bir şu kapağa bir de orijinal kapağa bakın. Yabancı harika bir iş çıkartmamış mı?

Kitap, iki karakterimizin, yani Emma ve David'in kısa öndeyişleriyle başlıyor ve merak, daha o ilk sayfalardan kitabın sonuna kadar peşimizi bırakmayan bir unsur olarak yanımıza yerleşiyor. O öndeyişler olmasaydı herhalde kitabı bu kadar hızlı okuyamaz, hatta birkaç bölüm okuduktan sonra rafa, sonra okumak üzere geri kaldırırdım.

- Karakterlerin tanışma şekli anlamlıydı fakat ana karakter olan Emma'nın David'le tanıştığı ilk haftadaki davranışları son derece mantık dışıydı. Emma'nın cinsellikteki rahatlığından da bahsetmiyorum bunu söylerken. Durduk yere öfkelenmesi, David'in onun öfkesini eğlenceli bulduğu yönündeki düşüncesi ve sonra kendini frenlemeye çalışması, aralarındaki o ilk diyaloglar fala derken, o ilk kısımlar ağzımda amatör bir tat bıraktı. Tüm kitabı o ilk sayfalarda yaşadığım rahatsızlığı aklımdan atamayarak okudum.

- Kitap, birinci şahıstan anlatılıyordu ve birkaç bölümde bir, David'in altı eski sevgilisinin vardan yoka dönüşmelerinin hikayesi veriliyordu okuyucuya. Ben zaten bakış açısı değiştiği zaman rahatsız olan birisiyimdir, durum böyle olunca, kitapta altı farklı ağızdan yazılmış o bölümleri okumaktan pek hoşlanmadım. Bu tarz, çok anlatıcı gerektiren romanlarda genelde üçüncü kişi yazıldığında daha mutlu oluyorum da.

- Ayrıca, kızların zaten o ya da bu şekilde köprülerden suya düşüp boğulduğunu bildiğimden, bölümlerin kızlar hala hayattaymış gibi yazılmış olması, kitaptaki zaman algımı biraz baltaladı. Aynı şekilde Emma'nın çocukluğuna dönüş yapılan bölümlerde de bu sorunu yaşadım.

- David'in geçmişi, neyi neden yaptığı, köprülerden atlayarak ya da itilerek ölen kız arkadaşlarının gizemi, kitabın en başındaki sahneye nasıl geldikleri... Bunların hepsi beni kitap boyunca meraklı tutan, sayfa ardına sayfa çevirmemi sağlayan, son derece ilginç unsurlardı. İlk defa bu tarz bir new adult roman okudum. Zaten Tuğçe abla ben kitapla bakışırken kitabın farklı olduğunu söylemişti ama David gibi bir karakteri beklemiyordum, doğrusu.

- Bütün NA kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da cinsellik vardı, yani eğer bu tarz şeylerden rahatsız oluyorsanız Köprü'yü okumanızı pek önermem. Açıkçası o sahneleri biraz... sıkılarak okudum. Köprülerin gizemi o kadar büyüktü ki benim için, sevişme sahnelerindeki konuşmaları okuyup hızlı hızlı geçtim.

- Kitabın sonu beni pek tatmin etmedi. Zaten, aslında dört değil de üç verme nedenim buydu çünkü sonu şaşırtmadı, bana kendimi garip hissettirmedi ya da ne bileyim, bu tarz meraklı bir kitabın sonunun yapması beklenebilecek hiçbir şeyi yapmadı. Bayağı... olaysız bitti diyebilirim hatta. Ha, eğer kitabın bir devamı olmasaydı, son biraz içime işleyebilirdi fakat ikinci bir kitap olduğunu bildiğimden, kendimi o kadar da heyecanlanırken bulmadım.

İkinci kitabı okumayı planlıyorum. Hatta belki ekitap olarak bile okuyabilirim çıkmasını beklemeden çünkü daha ilk kitap yeni çıktı, ikinci kim bilir ne zaman gelir. Şansınızı bir deneyin bence bu kitapla, beni rahatsız eden ve kafama takılan şeyler sizi hiç rahatsız etmeyebilir. Kitabın bir puanı karakterlerin kitaba yansıttığı amatörlükten, bir puanı da sonunun beni hayal kırıklığı uğratmasından kırdım. Normalde bu kadar bu yüzden kırdım şu yüzden kırdım diye açıklayamam fakat Köprü'de neleri beğenmediğimi fazla net bir şekilde bildiğimden, bu sefer anlatması kolay oldu.

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

4 yorum:

  1. spoiler vermissin artık okuyamıcagım sagol

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nerede spoiler verdiğimi söyleyebilir misiniz?

      Sil
  2. İçimden geçenin aynısı:)

    YanıtlaSil
  3. İçimden geçenin aynısı:)

    YanıtlaSil