Endgame: The Calling (Endgame, #1) - James Frey | Yorum

Adı: Endgame: The Calling
Yazarı: James Frey
Yayınevi: HarperTeen
Sayfa Sayısı: 477
Goodreads Puanı: 3.72
Seri: Endgame #1

Dünya. Şimdi. Bugün. Yarın. Endgame gerçek ve endgame başladı. Gelecek belirsiz. Her şey olacağına varacak.
On iki Oyuncu. Bedenen gençler ama kadim bir geçmişten geliyorlar. Binlerce yıl önce yaratıldılar ve seçildiler. O günden beri hazırlanıyorlar. Doğaüstü değiller. Ne uçabilir ne de kurşunu altına çevirebilirler. Ölüm geldiğinde onların da yapacak bir şeyleri yok. Onlar için de, hepimiz için de. Onlar Dünya'nın mirasçıları ve Büyük Kurtuluş Bulmacası'nı çözmeliler. Biri yapmalı yoksa hepimiz yok oluruz.
Kitabı oku. İpuçlarını bul. Bulmacayı çöz. Kazanan sadece bir kişi olacak. Endgame gerçek. Endgame başladı.
On iki bin yıl önce geldiler. İnsanlığı yaratıp kurallar koydular. Altına ihtiyaçları vardı ve onlar için ilk medeniyetleri inşa ettiler. İstedikleri şeyi aldıklarında gittiler. Fakat gitmeden önce, bir gün tekrar geri geleceklerini, o gün bir oyun oynanacağını söylediler. Bu oyun geleceğimizi belirleyecekti. Bu Endgame.
On binlerce yıl soylar gizli kaldı. İnsanlığın ilk on iki soyu. Her soyun hazırlanması gereken bir oyuncusu var. Kuşaktan kuşağa eğitildiler. Silah, diller, tarih, taktik, kılık değiştirme, suikast üzerinde uzmanlaştılar. Oyuncular birlikteyken her şeydi: güçlü, nazik, acımasız, sadık, zeki, aptal, çirkin, arzulu, adi, dönek, güzel, hesapçı, tembel, hayat dolu, zayıf. İyi ve kötüler. Hepimiz gibi. Bu Endgame.
Oyun başladığında oyuncular üç anahtarı bulmalı. Bu anahtarlar dünyanın bir yerinde saklı. Anahtarı ilk bulan oyunu kazanır. Endgame: Çağrı birinci anahtarla ilgili. Çağrı aynı zamanda bir bulmaca. Bulmacayı ilk çözen 500.000 $ değerinde altınla ödüllendirilecek.
Oyna. Hayatta kal. Bulmacayı çöz. Tüm dünya. Endgame başladı.

Endgame: The Calling'in elime geçmesi oldukça şans eseri oldu aslında. İnternette gezindiğim öğleden sonralardan biriydi ve ben bloglarla ilgili küçük çaplı bir araştırma yapıyordum. Daha detay vermek gerekirse, birçok yabancı kitap blogunda karşıma çıkan, sağda solda sürekli duyduğum terimlerden biri olan ARC'ın ne olduğunu ve nasıl elde edildiğine bakınıyordum da denebilir. Sonra karşıma bu ARC veren sitelerden biri olarak geçen Netgalley çıktı; Netgalley'in farkı, kitapları ekitap olarak veriyor oluşuyla uluslararası bir profile daha izin vermesiydi. Ben de "Amaan, sanki reddedilirsem çok üzüleceğim," diyerek Endgame: The Calling'in sayfasında bir istekte bulundum. 

Şu an bu yazıyı okumakta olduğunuz düşünülürse reddedilmediğim aşikar, değil mi? 

Ekitaplarla ben arasında çok ilginç bir ilişki var. Bazı dönemlerde elimden düşmez tabletim, sürekli ekitap okurum; bazı dönemlerdeyse ise on metre yakınımda istemem, kitap sayfalarında kaybetmeyi tercih ederim kendimi. Bu kitapsa bu iki dönemin ortasında bir noktaya denk gelmiş olmalı ki, başlarını hızlı hızlı okuduktan sonra araya başka kitaplar ve yorumlar girdi, yapacağım yorum sürekli ve oldukça gecikti; sonra birkaç gün önce tabletimi yeniden elime aldım ve karakterleriyle olay örgüsünü ne kadar çok özlemiş olduğumu fark ettim! Tabii durum öyle olunca, çabucak bitiriverdim kitabı.

Bu kitapta, normalde diğer kitaplara yapmadığım bir şeyi yapıp bahsi geçen 12+1 karakter hakkındaki yorumlarımı ve onlar hakkındaki gözlerimi anlatacağım. Neden derseniz, çünkü eğlenceli! Yazar (ya da yazarlar) karakterleri o kadar renkli, o kadar değişik, o kadar özgün yapmışlar ki her sayfayla beraber daha fazla, daha fazla okumak istedim. Tabii hiçbir şekilde tahmin edilemeyen olay örgüsü ve bilmeceler, "Şimdi ne olacak?" sorusuyla okunan satırların da etkisi bunda fazlaydı. Ben kitabın İngilizce versiyonunu okudum, hem de bedavaya, korsan olmayan bir şekilde, fakat ona rağmen gidip satın alsam mı acaba diye düşünmüyor değilim. Doğrusu, kitaplığımda bulunmasını isteyeceğim bir kitap ve tekrar tekrar bile okuyabilirim.

Dili farklı, anlatımı sade. Kelimeleri kullanarak olayı karıştırmamışlar ve bunun için aslında yazara minnettarım; oldukça başarılı bir denge tutturulmuş olay örgüsü ve anlatım dili arasında. Eğer bu kitabı ağır bir anlatım, oldukça betimleme şeklinde yazmış olsalardı, eminim ki İngilizce'sini okumuş olduğum için hiçbir şey anlamayacaktım. İngilizce'm iyidir, ama o kadarını kaldırabilir miydim bilmiyorum. Bu haliyle oldukça yerinde olmuş, bayağı tuttum o konuda bu kitabı.

Birkaç arkadaşım var, "Bulmacayı çözemem," korkusuyla kitaba el sürmeyen. Doğrusu, kitapla bulmaca iç içe olmalarına rağmen kitabı okuyup zevk almak için bulmacaları çözmenize gerek yok. Ben çözmedim; çözmeye çalışmadım bile; ve oldukça zevk aldım gördüğünüz üzere. Renkli karakterler, oldukça aksiyon, öldürmekten çekinmeyen bir yazar ve şapşal bir eski sevgili, ve elbette dünyanın sonuyla oldukça başarılı bir kombinasyon olmuş bu kitap.

Şimdi sıra geldi, size bahsettiğim "karakter yorumları" kısmına. Çok şey söyler miyim bilemiyorum şimdiden, fakat kesinlikle hepsi hakkında birkaç cümle kurmaya çalışacağımdan emin olabilirsiniz. Bazı karakterler bu kitapta diğerlerinden daha aktifti, o yüzden onlar hakkında diyecek daha çok şey bulurum büyük ihtimalle, ama bakalım. Karakterler hakkındaki yorumlarımı, kitapta ta en baştaki diziliş sıralarına göre yapmayı planlıyorum.
(Not: Karakterlerin çiziminden pek memnun değilim, fakat yapacak bir şey yok. Ben kesinlikle daha farklı hayal etmiştim!)
The Minoan: Marcus Loxias Magelos, 16.24 yaşında
Şahsen bu karakterin İstanbul'da olduğunu ve Fenerbahçe maçı izlediğini okuduğumda heyecanlanmıştım fakat o an bile aklımda olan tek şey adının neden Türkçe olmadığıydı. Madem Türkiye, İstanbul'a bir karakter koyuyorsun, adını da Türkçe yapsaydın ya yazar ağabeyciğim? Hiç mi olmaz? Pekala. Ama gerçekten, bu karakterle ilgili en rahatsız olduğum şey oydu. Bir de, kendini çok bir şey sanıp sonrasında... Neyse o kısmı söylemiyorum, okuyup görün! Ben de spoiler olmaz! (En azından büyüğü olmaz.)
The Mu: Chiyoko Takeda, 17.89 yaşında
Kitapta en sık gördüğümüz karakterlerden biri olan Chiyoko'nun sakinliği, zekası ve sabrına hayran kaldım doğrusu. Olaylardan oldukça başarılı bir şekilde sıyrılmasını bilen, usta bir şekilde gizlenebilen, başarılı bir uzakdoğu sporları ustası. (Onlara ne dendiğini bilemedim şimdi.) Tabii uzakdoğudan olmasının bunda büyük etkisi var elbette, ama yine de! Kitapta ne hareketler yaptığını görseniz, ne tür durumlardan hasarsız çıktığını... ve diğerleri her şeye acele ederken onun nasıl bir sabır ve sukunetle ilerlediğini görseniz, siz de hayran kalırdınız. Ayrıca sözünde duran, onuru önemseyen biri olması da onu sevmem de etkiliydi. 
The Cahokian: Sarah Alopay, 17.98 yaşında
Ah Sarah, vah Sarah! Kitaptaki dramanın en büyük kaynağı, aynı zamanda oldukça fazla bir şekilde görünmesiyle bende "ana karakter" hissiyatı yaratan Amerika'lı "güzel" kızımız! Başta Sarah'nın "eski" sevgilisi Christopher'a bir sempati besliyor oluşumla seviyordum onu, sonrasında Jago sayesinde sevdim. Doğrusu, bu kız kadar çevik ve hızlı olabilmek isterdim. Endgame öncesindeki hayatında da oldukça başarılı biri Sarah. Liseyi "Valedictorian" olarak bitiriyor ne de olsa. (Yazar burada liseyle olan çatışmalarını bir karakter üzerinden anlatır.)
The Koori: Alice Ulapala, 18.34 yaşında
Alice hakkında söyleyecek çok bir şeyim yok aslında, düşünüyorum da. Kitapta yeri vardı, fakat birkaç olay dışında büyük bir yer değildi bence onunki, ve bilmiyorum, o olaylar benim "heyecanla beklediğim" olaylar olmadığından sanırım ona pek dikkat etmedim. Tek hatırladığım, onun iri cüsseli bir kız olduğu, Avusturalya'dan geldiği, "mate" demeyi çok sevdiği ve bumerang'ı oldukça iyi kullandığı; o kadar! Bir de, Shari'nin kızının da adı Alice.
La Tène: Aisling Kopp, 19.94 yaşında
Aisling'i o kadar az gördük ki, hakkında bildiğim tek şey duvar resimlerine karşı meditasyon yapıp Sarah'nın göremediği şeyi görmüş olmasıydı. Alice'ten oldukça küçük cüsseli bir de, onu hatırlıyorum. Hakkında bir fikir edinebileceğim kadar görmediğimden de bunu pas geçme hakkımı kullanmak istiyorum da, bir şey fark ettim tam şu saniye. Eğer biraz daha geç olsaymış Endgame, Aisling oynayamayacakmış! 19.94 yaş! Bu iyi mi, kötü mü, bilemedim valla.
The Donghu: Baitsakhan, 13.02 yaşında
Manyak. Baitsakhan'ı anlatacak en iyi kelime kesinlikle bu. Sadece kana susamış bir manyak olması da değil hem, en küçükleri olduğundan oyuncuların, en "safı" ve en "salağı" da o oluyor sanırım. Sürekli söylediği bir söz var, "Blood for blood," sadece bu bile ne tür bir intikamcı manyak olduğunu anlatıyor bence. Tüm kitap boyunca sanırım en sevmediğim, hatta tiksindiğim karakter bu oldu. Eğer biraz daha mantıklı ve akıllı olabilseydi, bunu manyaklığıyla birleştirip harikalar yaratabilirdi, fakat o sadece manyak olarak kaldı, ve tahminen kalmaya devam edecek.
The Olmec: Jago Tlaloc, 19.14 yaşında
Anem! Jago yüzünde "çirkin" bir yara izi olan, oldukça "çirkin" bir karakter olarak tasvir ediliyor kitapta. O kadar ki, onun geldiği yerde ona "Feo", yani onun dilinde "Çirkin" deniyor! Neden ve nasıl en sevdiğim karakter olduğu konusuna gelirsek de, sanırım Sarah yüzünden. O ikisi birbirlerini sevmemi sağladılar, kesinlikle. Bir de, yara izlerine karşı (birçok genç kızın barındırdığı, oldukça normal olan) bir zaafa sahibim, sanırım o yüzden. Gördüğüm en dürüst karakterlerden bir tanesi olmasının yanında, mantıklı yanını hiç kaybetmedi ve başarısızlıklarda bile bir şeyler bulabildi. Bulamadığı noktalar olduysa bile görmezden geldim çünkü kitapta okumayı en istediğim sahneler içinde Jago'nun bulunduğu sahnelerdi. Evet, bulmaca odaklı bir kitapta bile bir karaktere aşık olmayı başarabildim. (Utanmıyorum. Hıh.)
The Shang: An Liu, 17.46 yaşında
An, ah An. Bu karakter hakkında çok karışık hislerim var. Chiyoko sayesinde öğrendiklerimle sevmek istiyorum fakat aynı zamanda sevemiyorum da. Baitsakhan'dan sonra en büyük manyağın kendisi olduğu bir gerçek, ama onu kim suçlayabilir ki? Onun yaşadıklarını yaşadıktan sonra bunlar normal bence, hele Endgame dünyasında. Hakkında çok bir şey diyemeyeceğim ama, An bence oldukça sadık bir karakter. Spoiler vermek istemediğim için çenemi kapatsam iyi olacak.
The Harrapan: Shari Chopra, 17.82 yaşında
Shari en samimi, en insan karakterlerden biriydi sanırsam. Baitsakhan'ın ona yaptığını hiçbir şekilde hak etmiyordu ve doğrusu, o ikilinin karşılaşmasını merakla bekliyorum. Shari hakkında da pek bir şey diyemem sanırım; bir kızı var, ve bu da onu diğer oyunculardan farklı kılıyor bence. Aralarında bir ailesi, daha doğrusu kendi kurduğu bir ailesi olan tek kişi o. Sarah daha "sevgili" aşamasındayken Shari'nin bir kocası ve küçük bir kızı var. Tabii kültür farklılıkları falan filan, fakat bilmiyorum, öğrendiğimde yazarın böyle bir detayı kitaba katması çok hoşuma gitmişti.
The Sumerian: Kala Mozami, 16.50 yaşında
Kala... Kala ya. Zavallım oyuncu olmayan biri tarafından oldukça uzun süre takip edilmiş olması yetmiyormuş gibi, bir de yine benzer bir salaklık yüzünden başına gelmeyen kalmadı. Ha, yanlış anlaşılmasın karakteri pek sevemedim, fakat yine de. Doğrusu Baitsakhan'la karşılaşmış her karaktere acıyorum biraz. Adam öyle bir manyak yani. Kala oldukça vardı kitapta, fakat hakkında pek bir görüşe sahip değilim. İnsanları yük olarak görüyor olması ve kolaylıkla adam öldürmesi yeni bir şey değil, o yüzden ona ekstradan bir "acımasız" etiketi yapıştıramam. Zeki kız ama, bulmaca çözmekte de oldukça iyi.
The Nabatean: Maccabee Adlai, 16.42 yaşında
Maccabee kesinlikle ve kesinlikle Baitsakhan'dan daha zeki ve sabırlı, bu da onu oldukça ileri taşıyor. Baitsakhan'a benzer bir karakter olarak sunulsa bile, aslında o kadar farklılar ki, insan onu az çok sevmeden edemiyor. Pek akılda kalıcı bir karakter değildi benim için fakat en az diğerleri kadar ölümcül. Benim için en ayırt edici özelliği iyi giyinmeyi sevmesiydi doğrusu. O kadar da ayırt edemedim diğerleri arasında, ama normaldi tahminen, çünkü tüm dikkatim Jago'daydı. (Hala utanmıyorum.)
The Aksumite: Hilal ibn Isa al-Salt, 18.96 yaşında
Ya ben bu karaktere nasıl üzülüyorum anlatamam. Arkadaş on ikilinin içinden en sakini, en barışcılı fakat kimse onu umursamıyor. Diyor savaşa ne gerek var, konuşarak halledebiliriz, sonra bir bakıyor etraf kan gölü! Tabii aksini beklemek birazcık da saflığa girmiyor değil, fakat yine de. Denediği için tebrik etmek lazım. Yine iri cüsseli, yapılı bir arkadaşımız fakat kitap boyu şiddet eğilimini görmedim. Belki ikinci kitapta şaşırtır bilmyiorum, fakat Shari'yle beraber en insancıl olanlardan olduğu söylenebilir.

Hoh. Her karakter hakkında düşüncelerimi ilettiğime göre, karakterlerin nereden geldiğini daha iyi görebilin diye yer belirten haritayı ekliyorum aşağıya. İsimlerden değil de, "line"lardan, yani isimlerin başındaki kelimelerden ayırt edebilirsiniz kişileri. Kitap boyu Cahokian, Mu, Olmec, Donghu ve Sumerian çok geçtiği için onları ezberledim ben, ama diğerlerine bakmak da zorlamaz herhalde. :D
Aslına bakarsanız yazıyı burada bitirmek istemiyorum, daha eklemek istediğim birkaç şey daha var, fakat oldukça uzun bir yazı olduğundan ve insanları da sıkmak istemediğimden burada bırakmanın en mantıklısı olacağını düşündüm. Yorum kısmında daha diyecek bir şeyim yok zaten, paylaşmayı düşündüğüm diğer şeyleri de başka bir yazıda yazabilirim, değil mi ama? Düşük çeneme yenilmek yok, hayır! Neyse, şu yazıyı sonuna kadar sabırla okuyan olduysa gelsin, ona bir kurabiye vereceğim ^^ 

Anlaşılmadıysa (ki bence yazının içeriğinden de uzunluğundan da çok iyi anlaşılıyordu), kitabı oldukça sevdiğimi belirtmek istiyorum ve kesinlikle öneriyorum. Hatta kendinize alırken bana da bir kopyasını alabilirsiniz, sevinirim yani. Kitap benden oldukça parlak bir EVET aldığı gibi, aynı zamanda eğer ikinci kitap bir an önce çıkmazsa kriz geçirme sözü de aldı. Of, nasıl dayanacağım, nasıl bekleyeceğim, en ufak bir fikrim yok şu an. Düşündüm de, bunun filmini yapsalar oldukça tutar. Yapacaklar mı? Bilen var mı?

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

4 yorum:

  1. Kitap sadece bir roman olmakla kalmayacak,hikayesinden bilgisayar oyunu,sinema filmi gibi birçok çalışma yapılacak... :) Sizin gibi ben de 2. kitabi sabırsızlıkla bekliyorum fakat yakın bir zamanda çıkmayacağı kesin :) Malum birde yarışma var ve yarışma süresi de 2 yıl.Ayrıca yazınızın tamamını okudum kurabiyemi isterim :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onları sonradan öğrendim ^^ Bana da öyle geliyor ama çıktığı an ekitap olarak okurum herhalde, dayanamam :) Ve buyrun! http://bit.ly/1qFQ3Sg

      Sil
  2. Ahahah güzel espiri de ben bunları nasıl yicem :( :D 2. Kitap Eylül Ekim gibi çıkar diyor Pena yayınları fakat kesin bir bilgi olmadığını belirteyim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzgünüm internetten elimden bu kadarı geliyor :/ Ve işin yoksa bekle... çıkmaz o kitap bence 2015'te :/

      Sil