Tersyüz - Amy Harmon | Yorum

Adı: Tersyüz
Orijinal Adı: Making Faces
Yazarı: Amy Harmon
Sayfa Sayısı: 376
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Goodreads Puanı: 4.45
Seri: -
Format: Paperback

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young’a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… 
Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin’i...

Tersyüz hakkında her yerde gerçekten hoş övgüler duymuş, herkes tarafından övüldüğüne göre de ya gerçekten çok iyi ya da çok kötü olmalı demiştim; ortalama bir şey beklemiyordum fakat sevip sevmeyeceğim şüpheliydi. (Seveceğimi umuyordum.) Okumayı bitirmişken ve üzerinden bir gün geçmişken dedim oturup yorumu yazayım, yoksa hiç yazamıyorum. Ve işte buradayım!

Kitabı elinize aldığınızda arka kapağa bakarsanız karşınıza çıkan ilk şey, "Modern çağın Güzel ve Çirkin'i." tarzı bir cümle ve kitabı okurken fark ettiğim ilk şey belki de, bu cümlenin Tersyüz için ne kadar uygun olduğu. Kitap okumayı seven bir kız, önceden yakışıklı sonradan çirkinleşen bir genç adam (buradaki adam "gerçek aşkın öpücüğü" ile yakışıklılığını kazanmıyor), olaylar ve olaylar... 

Kitabı ben genel olarak çok sevimli buldum. Gerek üzüldüm, gerek sevindim ve gerçekten okurken çok eğlendim. Fern ve Ambrose'un gelişen ilişkisini adım adım görmek, Bailey gibi ilginç bir karakteri okumak, Rita ve diğer bütün karakterlerin hayatlarına az çok şahit olmak... Kitap tam bir romandı, ne eksik ne fazla; bir ana olay ve birkaç yan olayın oldukça tutarlı birleşiminden meydana gelen ve kendini hızlıca okutan bir roman. (Elbette bir roman ama yine de bunu belirtme ihtiyacı duydum, çünkü okurken aklımdan tamamen bu şekilde geçti.) Sadece ana karakterlere ve onların hayatlarına odaklanmamış olması ve geçmişten sahneleri sunması kitapta hoşuma giden noktalardı, çünkü böylece sadece bir aşk hikayesi olmaktan çıkıyordu kitap.

Ambrose'un kaybettiklerinin anısı, Fern ve Bailey'in ilişkisi (kitabın ta en başında Bailey'den bahsederken "oğlum" denene kadar ben onu kız sanmıştım mesela...), Rita ve hayatını yoluna koyma çabası falan filan derken, kitaptaki birçok karaktere sempatim oluştu. Güvensizlikler, yaşanmışlıklar, gerçek hayatı hissettim. Kurgu bir aşk hikayesi olduğu hem bu kadar belli olup hem de bu kadar içten olmasını beklemiyordum bu kitabı doğrusu.

Kitapta yetersiz bulduğum tek nokta savaştı sanırım. 11 Eylül'ü ve Irak'ı kullanmış yazar, zaten kitap 2000'li yılların ta en başında geçiyor, (sanki 2015 çok baş değilmişcesine) ve eğer böyle bir konuyu ele almayı seçmişse, ben daha fazla detay görmeyi beklerim ve bekledim de, fakat o kısımların ön planda olmayacağını zaten tahmin ettiğim için çok büyük bir hayal kırıklığı da değildi. Sadece eğer daha fazla ele almış olsaydı kitabı çok daha farklı bir boyuta çıkartabilirdi diye düşünüyorum; bu haliyle oldukça yüzeysel geldi bana. 

Bayağı kısa oldu aslında yorum, fakat Tersyüz hakkında daha ne diyebilirim gerçekten bilemedim şu an bir durunca. Sempatik, samimi ve eğlenceli, kesinlikle akıcı bir kitaptı ve Fern'le Ambrose'u (özellikle Ambrose'u), ve Bailey'i gerçekten çok seveceksiniz. Fern'in Ambrose'a olan koşulsuz aşkı, Ambrose'un yavaş yavaş gözlerini açıyor oluşu, Bailey'in korkusuz bir şekilde sevdikleri uğruna savaşması... Beğendim, oldukça beğendim ve kesinlikle bir daha olsa bir daha okurum yani.

Not: Saçmaladıysam affola, sadece birkaç gündür çok hastayım, aklımdan çıkmadan yorumu yazayım dedim de galiba yarısı çıkmış, bu kurtarabildiğim kadarı... Tarih sınavım da çok kötü geçmişti tam da bu yüzden, of, neyse. :D

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

2 yorum:

  1. Bu kitabı en son okuyan ben olacağım herhalde. :/
    Ayıca mimlendin; http://www.hayalperestinzamanyolculugu.blogspot.com.tr/2015/01/20-facts-about-me-mim.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmazsın olmazsın :D Ve bakıyorum! ^^

      Sil