1 Ocak 2015 Perşembe

Adı: To All the Boys I've Loved Before
Yazarı: Jenny Han
Yayınevi: Simon & Schuster
Sayfa Sayısı: 283
Goodreads Puanı: 4.06
Format: eBook

Lara Jean keeps her love letters in a hatbox her mother gave her.
They aren't love letters that anyone else wrote for her, these are ones she's written. One for every boy she's ever loved—five in all. When she writes, she can pour out her heart and soul and say all the things she would never say in real life, because her letters are for her eyes only. Until the day her secret letters are mailed, and suddenly Lara Jean's love life goes from imaginary to out of control.

Derin bir nefes alınır ve verilir. Bu kitaba başlarken karşımda ne tür bir macera bulacağımı pek bilmiyordum fakat doğrusu, pek büyük beklentilerim de yoktu. Belki eğlenceli bir teenfiction okurum diye düşünüyordum ama öyle etkileyici bir şeyler bulmayı pek beklemiyordum. Belki yazarın sadece, doğal anlatımından etkilendim, belki de olayların oldukça gerçekçi ve doğal bir şekilde ilerleyişinden, pek emin değilim doğrusu. Tek bildiğim bu kitabı oldukça sevmiş olmam; ayrıca sonundan da memnunum! Korktuğum şeyler gerçekleşmediği için ne denli sevindim anlatamam.

Kitapları aslında, yapabiliyorsak orjinal dilinde okumalıyız diyor herkes ve hak veriyorum onlara. Çeviride o kadar çok şey kayboluyor ki, sadece o kitabın orijinalini okurken fark edebiliyoruz bunları. Mesela bu kitap bir çeviri roman olsaydı benim için, bu denli etkileneceğimi sanmıyorum çünkü ben kitabı yazarın İngilizce'yi kullanma şekliyle sevdim. O kadar doğal, yalın  ama canlı bir anlatımı var ki, gerçekten 16 yaşındaki bir genç kız yazmış denseydi, inanırdım. Duyguları, yaşanan olaylara verilen tepkileri, kızın içinde yaşadığı sorgulamaları o kadar net ve başarılı bir şekilde yansıtmış ki, ister istemez Lara Jean'le bağlantı kurdum hemencecik.

Lara Jean karakteri belki de bana beni, biraz da olsun, hatırlattığı için sevdim bu kitabı. Kendisini rahat hissettiren durum ve işlerin dışında pek çıkmayı sevmeyen ama gerektiğinde de cesaretini toplayıp, okulun en popüler çocuklarından birini öpebiliyor mesela; fakat aslında o kadar utangaç ki birçok konuda, bunu yapmış olması kitapta bahsi geçen, Josh dışındaki tek arkadaşı Chris tarafından kutlanıyor. Lara Jean'in yaşamakta olduğu olayları boğucu olmayacak fakat yine de duyguları aktaracak şekilde yazmayı iyi başardığını düşünüyorum. Sade ama etkili.

Ayrıca olaylar hiçbir şekilde uzatılmamıştı. Bitmesi gereken durum bitmesi gereken yerde sonlanmış, yaşanan şeyler ve hatırlanan anılar gayet başarılı bir şekilde sıraya dizilmişti ve kitabın sonuna gelmek değil de, bir sonraki sayfada ne olacağını görebilmek adına saatlerce başından kalkamayacağım bir roman ortaya çıkartılmıştı. Bazı kitaplarda olaylar öyle bir gelişir ki, sadece yazarın nereye varacağını merak edersiniz; fakat bu kitapta hiçbir şey nereye varıldığıyla ilgili değildi, hayır, bir okuyucu olarak benim için önemli olan oraya gidiş yolculuğuydu.

Doğrusu Lara Jean'in arkadaşı olmak isterdim. Ondan kurabiye, brownie ve cupcake gibi tatlıları pişirmeyi öğrenir, scrapbook yapma sanatının gizli sırlarını çalardım; Kitty bana saç örmeyi ve genç kız modasının en önemli noktalarını öğretirdi; Margot da... aslında bilmiyorum. Margot hakkında o kadar da çok şey bilmiyorum sanırım. Tıpkı kitabın sonunda Lara Jean'in de hissettiği gibi, ben de Margot'dan uzaklaşmış hissediyorum kendimi - sanırım bu da yazarın ne denli başarılı bir şekilde aktardığının bir kanıtı; çünkü Lara Jean'le beraber ben de Margot'dan uzaklaşmış oldum kitabın sonunda.

Ayrıca Peter gibi bir karakteri tanımak, Lara Jean ve Peter'in yaşadıklarını okurken onları kafamda canlandırmak o kadar eğlenceliydi ki. Kitabı basit bir aşk hikayesi okuyacağım düşüncesiyle başlatıp, kardeşlik, arkadaşlık ve aşk - en azından benim yaşlarımdakiler adına - hakkında bu kadar çok şey öğrenip, yaşayıp, hissedip bırakmayı beklemiyordum. Bütün kitap tek bir noktaya odaklı bir şekilde ama bunu pek göstermeden ilerledi ve her şeyin bu kadar sorunsuz, düzgün, doğal bir şekilde ilerleyişi benim ancak ve ancak kitabın sonuna geldiğimizde uyanmama neden oldu. Bu duyguyu sevdim doğrusu.

Bu kitabın haklarının alındığını duymuştum ve biraz bakındığımda, her yerde hardcover resimlerini gördüm. Umarım tıpkı benim gördüğüm gibi bir şekilde, pembe-beyazlı hardcoverla basarlar çünkü kitaba gerçekten çok yakışıyor düşününce. Çıktığı zaman eğer alınacaklar listem çok kabarık olmaz ise gidip satın almayı düşünüyorum; öyle abartılacak bir yanı yoktu fakat beni oldukça etkiledi, o yüzden kitaplığımda kesinlikle bulunsun isterim.

5 yorum:

  1. Sen böyle anlatınca benim de okuyasım geldi.
    Ki sorun İngilizce bilmiyorum.
    Ne rezilim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çevrilince okursun :D *Çareler tükenmez!*

      Sil
  2. Bende çok merak ediyordum bu kitabı.Yorumunu okuyunca daha da arttı merakım.

    İngilizce okumak istiyorum ama kelime haznem az olduğu için pek yanaşmıyorum. :D
    Artık Türkçesini bekleyeceğiz madem yayınlanacak. :)
    Hangi yayınevi almış?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pegasus diye biliyorum :3

      Sil
    2. Hiç iyi haber vermedin şimdi. :D

      Sil

http://athenaninguncesi.blogspot.com.tr/ Kunai