Yorum: Sevgili Bay Daniels - Brittainy C. Cherry

Daha güzel bir fotoğraf olsun isterdim ama ışık şu an çok kötü ve uğraşacak vaktim pek yok. :/

Adı: Sevgili Bay Daniels
Orijinal Adı: Loving Mr. Daniels
Yazarı: Brittainy C. Cherry
Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 328
Goodreads Puanı: 4.28
Seri: - 
Puanım: 3/5

TANITIM

İlgili kişiye,

Aşkımıza yasak demek kolay, bize ruh eşi demek zordu. Bence ikisi de doğruydu. Biz yasak ruh eşleriydik.

Edgewood, Wisconsin’e geldiğimde onu bulmak gibi bir planım yoktu. Joe’nun barına girmeyi, Daniel’ın müziğinin bende böylesine duygular uyandırmasını beklemiyordum. Sesinin, acılarımı dindirebileceğini tahmin etmezdim. Mutluluğumun geri geleceğini de.

Lise son sınıfa yeni okulumda başladığımda, ona Bay Daniels diye hitap etmeye hazır değildim ama bazen hayat yanlış zamanda, doğru nedenlerle karşınıza çıkardı.

Aşk hikâyemiz sadece fiziksel yakınlıktan ibaret değildi.

Aile de vardı işin içinde, yas da. Hayatta olmakla alakalıydı. Aptalcaydı. Acı vericiydi. Kederliydi. Kahkahaydı.

Bizimdi.

Bütün bu nedenlerden dolayı da, asla Bay Daniels’ı sevdiğim için özür dilemeyecektim.

-Ashlyn Jennings- 

YORUM

Normalde, Sevgili Bay Daniels tarzı, odak noktası aşk olan romanlardan uzak dururum çünkü beni pek tatmin edemezler. Ama son zamanlarda Stuck in a Rut diye bir etkinlikle uğraştığımdan ve o etkinlikteki maddelerden bir tanesi, "5 farklı türde kitap oumak" olduğundan, bir aşk romanı okumak zorundaydım. Sevgili Bay Daniels da elime geçen en yeni aşk romanıydı ve yeterince hızlı okunabilecek bir şeye benziyordu. Böylece kitaba başladım.

Doğrusu başlarken ön yargılarım vardı ve endişeliydim: kitabı yere göğe sığdıramayacak mıydım, yoksa son zamanlarda içine düştüğüm korkunç 2-yıldızlık kitaplar dizisinin en yeni eklentisi mi olacaktı? Doğrusu Sevgili Bay Daniels, benim için bu iki durumun arasında bir yerlerde.

Öğretmen-öğrenci ilişkileri oldum olası ilgimi çeken bir konu olmamıştır fakat daha önceden Amy Harmon'ın, tıpkı bu kitap gibi Yabancı'dan çıkan Bir Başka Mavi'sini okumuş ve çok beğenmiştim, o yüzden bu kitaptan da hoşlanabileceğimi tahmin ediyordum.

Gelelim neleri sevdim, neler "eh" kaldı, nelerden pek hoşlanmadım. Elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım.

SEVDİM: Gabby'nin Ashlyn için bir "yapılacaklar listesi" hazırlamış olması ve her maddenin ardından okunacak bir mektubun varlığı. - Bu özellikle hoşuma gitti. Kitaba ayrı bir hava, farklı bir duygusallık ve samimiyet kattığını düşünüyorum. Gerçekten de mektupları aracılığıyla Gabby hiç ölmemiş gibiydi (spoiler değil). Kitap boyunca onu Ashlyn'nin yanında hissettim. Ayrıca Gabby, aktif bir karakter olsaymış kitapta, en sevdiğim karakter olurmuş kesinlikle!

EH KALDI: Kitabın ana teması olan "öğretmen-öğrenci" ilişkisi... Yani yukarıda zaten kısaca bahsetmiştim ama bu tarz ilişkilere cidden hiç ilgim yok. Varlığıyla yokluğu bir benim için. Kitaba olan genel düşüncemi hiç değiştirmedi :D

SEVMEDİM: Abi sen aşk romanısın, niye içinde bu kadar çok ölüm, bu kadar çok cenaze var? Tamam gerçekçi olmak lazım, hayatta ölümler oluyor falan ama, dram romanı değilsin ki. Sen Ashlyn ve Daniel arasındaki aşkı anlatıyorsun, kendine gel yani. Niye çatır çatır karakter öldürüyorsun ki?? (Şakası bi yana, bazı distopyalar var bu kadar acımasızca karakter öldüremiyor. Evet Panzehir senden söz ediyorum.)

SEVDİM: Her ne kadar kitapta çok fazla ölüm olması beni rahatsız etse de, Ashlyn ve Daniel'ın bir araya geliş sebebinin ortak hüzünleri ve kayıpları olması hem çok güzeldi hem de çok gerçekçiydi ve bu durum ikisi arasındaki ilişkiyi ilk andan sevmemiş sağladı. Birbirlerini özellikle bu açıdan çok iyi anlıyorlar ve birbirlerine iyi geliyorlardı.

EH KALDI: Ashlyn ve Daniel'ın Shakespeare sevgisini hiç anlamadım gerçekten (ve bunu söylediğim için biraz utanıyorum açıkçası, sonuçta yakında bir İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi olacağım ama yine de) ve bu durum bir yerden sonra çok tuhaf gelmeye başladı. Tanışıklıkları Shakespeare'in oyunları üzerinden oluyor ve bu çok sevimli ama iş, sevişirken Shakespeare alıntıları yapmaya gelince bi #OradaDur demek lazım. Neden eh kaldı? Çünkü bu durumun hem sevdiğim hem de fazla bulduğum yanları var, bu da birbirlerini nötrledikleri anlamına geliyor.

SEVMEDİM: Kitaba bir sürü konunun yerleştirilip hepsinin yeterince ele alınmaması pek hoşuma gitmedi. Bu konulardan özellikle ele alınmadığını düşündüğüm, Rebecca-Ryan arası sürtüşmeydi. Bence yazarın bu konuyu kitapta "çözüme ulaştırışı" son derece kolaya kaçmaktı ve başka türlü ele alınsa çok daha güzel olabilirdi.

SEVDİM: Kitaba Ashlyn ve Daniel'ın aşkı dışında başka olayların ve sıkıntıların konmasını, dünyada sadece iki kişinin "yasak" aşkının olmadığını ve başka sorunların da var olduğunu yazarın hatırlamış olmasını gerçekten çok sevdim. (Bir üst maddeyle çelişmiyorum. Cidden. Bu konular iyi ki vardı, sadece keşke daha derinlemesine işleseymiş keşke.)

SEVMEDİM: Jake karakterinin varlığı. Jake diye bir karakter var, tek işlevi yer yer Ashlyn'in Daniel'ı kıskandırmasını sağlamak. Neymiş efendim en başta Jake, Ashlyn'in fiziksel özelliklerini beğenmiş ama sonra konuşmuşlar sohbet etmişler, Jake de demiş ki bu kız çok kafa. Ama biz bu karakteri o kadar az görüyoruz ki kitapta okuyucuya hiçbir şey ifade etmiyor. Daha çok görmüş olsaydık belki bu "karakter gelişimi" bize bir şey ifade edebilirdi. Bir de şey, Jake'in ikinci işlevi, kitabın sonuna doğru "acaba Ashlyn-Daniel ifşa olacak mı? olmayacak mı?" ikilemini yaratmak. Cidden bu yani. Çok yüzeysel.

SEVDİM: Ashlyn'in Ryan ve Hailey ile olan ilişkisi. Çok kısa süredir tanışıyorlar ama sanki aynı anadan doğma kardeşler. Çok güzeldi. Çok sevdim. İyi ki vardı!! Bazı sahneler o kadar güzeldi ki, içten içe dedim "Keşke Ashlyn-Daniel çiftini değil de, Ashlyn'in Gabby'den sonraki yeni hayatını anlatan bir kitap okuyor olsaydık". (Hem böylece daha derinlemesine işlenmesini istediğim her şey işlenmiş olurdu.)

SEVMEDİM: Avery de kim olduğu belirsiz kenara atılmış karakterlerden biriydi. Hep aynı şeyleri diyorum ama #yüzeysel kalan o kadar çok şey vardı ki! Bunlardan biri de Avery ve onun arkadaş grubuydu kesinlikle. Kitabın yarısına kadar bu karakterin CİNSİYETİNİ bile yanlış biliyormuşum, öyle düşünün. Öyle alakasız.

SEVDİM: Ashlyn'in kendini bulma, yalnız kalma, tek başına hayatta ne yapacağını görme ihtiyacı. EVET EVET EVET. Bin kere evet! Bunun çok detayına girmeyeceğim çünkü spoiler, ama işte sağlıklı bir ilişki nasıl olur? sorusunun cevabı. Aynen bu şekilde. Teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler. (Not düşeyim: ilişkilerinin abartı yanları vardı evet ama bu yanı gerçekten çok doğruydu.)

EH KALDI: Kitabın klişe bir "birkaç yıl sonra" sahnesiye bitişi. Yani neden?? Buraya kadar gelmişiz, daha az klişe bir son bulamadık mı cidden? Bulamadıysak da üzücü yani. Hiç sevmiyorum bu aşk kitaplarındaki, "aradan seksen beş yıl geçti, evlendiler/evlenmediler, çocukları oldu/olmadı, ayrıldılar/ayrılmadılar, başka sevgilileri var/yok" sahnelerini. Burada söylemek istediğim birkaç paragraflık bir şey daha var ama spoiler, ondan girmeyeceğim o konuya. Yani kitabın sonundan nefret etmedim ama benim kalbimi pır pır öttürmedi ya da seksen beş bin parçaya ayırmadı. Ortalama bir sondu.

SEVMEDİM: Bakın yine aynı şey: yüzeysellik. Aklıma şimdi de Daniel-Jace arasındaki gergin kardeşlik ilişkisi geldi. Düzgün işleyemeyeceksen kitaba 32934823 tane yan olay koyma. Bu da çok yüzeyde kalıveren temalardan biriydi.

SONUÇ: Eğer aşk romanı okumayı seviyorsanız, öğretmen-öğrenci ilişkileri ilginizi çekiyorsa (özellikle de öğretmen-öğrenci olarak başlamayanlar), konuların yüzeysel ele alınması dikkatinizi çekmeyecekse ve "Hızla okuyayım, keyifli olsun, aşk olsun, seks olsun ama çok detay olmasın" diyorsanız bu kitap size göre. Zaten şey, aşk romanı seviyor ve okuyorsanız kesin bu kitabı benim sevdiğimden daha çok seversiniz. (Eğer durum öyle olmazsa mesaj atın tartışalım neden öyle olmadığını.)

Okunabilir. Kafa dağıtır. Bir günde bitirdim, bayağı hızlı okunuyor ve çok akıcı. Çevirisinde ya da baskısında ya da edisyonunda pek sorun görmedim. Keyifliydi. Tatmin etmeyen yanlarına rağmen eğlenceli sahneleri vardı. Kitaplığımın yeni favorisi değil belki ama keyifli zaman geçirtti ve okuduğum için memnunum.

Ezgi Tülü

Bazı günler kafasını kopartıp kenara atmak istiyor. Bazı günler ise çok mutlu. 11 yaşından beri bir şeyler yazıyor, henüz bitirebildiği bir taslak yok. Ama umutlu! Umut, ruhun ilacıdır, demiş birileri. Ya da dememiş. Bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder